KADRAJ

KADRAJ

  • WpView
    Reads 188
  • WpVote
    Votes 10
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Jan 15, 2015
İşte o an... Tam bu anı ölümsüzleştirecektim ki, o an "O" kadrajıma takıldı . Elinde bir sigara vardı. Her çektiği dumanda derine batıyormuş gibiydi. Bir bütündü ama tam değildi sanki. Son bir nefes daha aldı sigarasından ve söndürdü. Banktaki çantasından bir makine çıkardı. Köprünün fotoğrafını çekecekti sanırım. Bende o anı yaşatmak istedim. O, köprüyü çekerken bende onu çekecektim. O günden sonra tek ilgi odağım o olmuştu sakin bir lise hayatım vardı kimseyle konuşmaz derslerime odaklanırdım... ama üniverstede Onu gördükten sonra anlamıştım ki hayatım değişecekti... -Duru sessiz sakin kıpır kıpır bir kız orta gelirli bir ailenin tek kızı... Hayatındaki tek varlığın annesi. Birde fotoğraf makinesi var en değerlisi olarak. -Derin insanlarla kolay arkadaşlık kurabilen ama herzaman yanlış anlaşılan kişi. Part time işlerde çalışarak hayatını kazanıyor ve kardeşine bakıyor. Hayatındaki tek varlığı ailesinden ona kalan tek serveti kız kardeşi Birde en değerlisi fotoğraf makinesi...
All Rights Reserved
#55
duru
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Gözler Aynı Sen
  • RUH-U REVAN (Askıda)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • ASENA
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines