3185 (askıda)

3185 (askıda)

  • WpView
    Reads 1,501
  • WpVote
    Votes 166
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Feb 21, 2015
Git gide daha çok hasar gören ozon tabakası artık neredeyse yok olmak üzereydi. İlk sular altında kalanlar kutup bölgeleri ve alçak kesimler oldu. Hayatta kalan herkes daha yüksek bölgelere göç etmeye başladı. Bunun amacı sadece biraz zaman kazanmaktı. Bütün devletler birleşmiş bu felaket için bir çözüm ararken yeni bir felaket meydana geldi. Ozon tabakası delindikçe Dünya uzayda başıboş gezen meteorları kendine çekemeye başladı. Gezegenimizin tek uydusu olan Ay, bu meteorları engellemekle görevli olduğu için gün geçtikçe kraterleri büyüyüp genişledi ve yüz yıllar sonra son meteorun onu tamamen parçalara ayırmasını izledik. Bundan sonra bilim insanları; Ay olmadan Dünya'nın dönüş hızının artacağını, her an Güneşin yörüngesinden çıkma tehlikemiz olduğunu ve meteorların çarpacak bir uydu bulamayacaklarından gezegenimize büyük hasarlar verebileceğini açıkladığında herkes vatanını, doğduğu toprakları bırakıp güvenli yerlere göç etmeye başladı. Göçler sırasında ilk meteor yer yüzüne indi ve
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • KROM VE KEMİK
  • ŞAHMARANLAR ( AŞİRET AİLEM )
  • Albay Kızı
  • Vortaris
  • NEHY-KİMSEDEN SONRA | DİSTOPYA
  • Asena deniz (gerçek ailem)
  • YAPAY KALP +21
  • On Üçüncü Pay
  • KIYAMET TOHUMLARI
  • DUHUL

"Yukarıda, bulutların üzerindeki o steril fanusta yaşayanlar için hayat bir oyundu. Aşağıda, çamurun ve pasın içindeki bizler içinse sadece nefes alma savaşı." Adım Yenal. Ama bu lanet şehrin arka sokaklarında, neon ışıklarının altında bedenimi ve yumruklarımı satarken herkes bana Nox der. Kurallarım basitti: Asla güvenme, asla yalvarma ve tek varlığım olan kardeşini hayatta tut. Ta ki o geceye kadar. Pars... Şehri yöneten Konsorsiyumun tek varisi. Damarlarında kan yerine sıvı altın akan, insanlara baktığında sadece fiyat etiketleri gören o kibirli prens. Beni o kulüpte, ayaklarının dibine atılan paraları toplarken izledi. İğrendi. Aşağıladı. Ve sonra, hayatımın iplerini eline aldı. Kardeşimi yaşatmak için, nefret ettiğim o adamın dünyasına girmek zorundayım. O, beni satın aldığını, bana sahip olduğunu ve irademi kırabileceğini sanıyor. Beni evcilleştirebileceğini sanıyor. Ama unuttuğu bir şey var: Sokaklar, saraylara benzemez. Ve biz sokak köpekleri, tasmamız ne kadar sıkı olursa olsun, ısırmaktan vazgeçmeyiz. Biri kromdan bir tanrı, diğeri etten ve kemikten bir isyancı. Biri yok etmeye, diğeri hayatta kalmaya yeminli. Mülkiyet yasaları, kalbin ritmini durdurabilir mi?

More details
WpActionLinkContent Guidelines