YADA EFSANESİ: BİR VAROLUŞ MÜCADELESİ
  • Reads 846
  • Votes 100
  • Parts 24
  • Reads 846
  • Votes 100
  • Parts 24
Ongoing, First published Apr 11, 2022
Türklerin kutsal taşı olan YADA taşı Çinliler tarafından çalınmıştır. Taşın ortadan kaybolmasıyla Türk ilinde kıtlık ve kuraklık baş göstermiş, Türkler kendi içlerinde birbirleriyle savaşır hale gelmiştir.  Aynı dönemde Silla topraklarında da kuraklık ortaya çıkmıştır ve gittikçe yayılmaktadır.

Büyük Silla Hanedanlığına mensup bir Koreli savaşçı ve Göktürk Kağanlığının prensesi birlikte bir mücadeleye girişeceklerdir. Birlikte yürüdükleri bu yolda acaba başlarına neler gelecek? Topraklarını kıtlıktan kurtarabilecekler mi? Yoksa halklarının açlık ve kargaşa içerisinde kırıldığına mı şahit olacaklar? 

YADA TAŞI HAKKINDA BİLGİ:

Yada taşı Çin, İslam ve Hristiyan kaynaklarında da geçmektedir.

Elimizde bulunan en eski kaynaklardan biri olan Divan-u Lügati't Türk' te Kaşgarlı Mahmut Yada taşını şöyle ifade eder: "Bir türlü kamlık(kahinliktir). Belli başlı taşlarla (yada taşı ile) yapılır. Böylelikle yağmur ve kar yağdırılır; rüzgar estirilir. Bu, Türkler arasında tanınmış bir şeydir. Ben bunu Yağma ülkesinde gözümle gördüm. Orada bir yangın olmuştu, mevsim yaz idi; bu suretle kar yağdırılırdı ve Ulu Tanrı'nın izniyle yangın söndürüldü."
All Rights Reserved
Sign up to add YADA EFSANESİ: BİR VAROLUŞ MÜCADELESİ to your library and receive updates
or
#301özgürlük
Content Guidelines
You may also like
Geceyi Yaran Kadın •FSM | Yenileniyor  by -VESTA-
8 parts Ongoing
ÖNCEDEN OKUDUYSANIZ BİLE TEKRAR OKUYABİLİRSİNİZ, ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ. "Buyur, Kayra. Mektubunu aldım. Beni görmeyi dilemişsin." Evet, evet diledim. Ama neden diledim? Bilmiyorum. Sefer için şans dilemeye geldim falan desem? E adam zaten kazanacak biliyorum. Neyse konuşurken düşünürüm. "Yüce Padişahım, huzurunuzda bulunma bahtiyarlığına erdim. Yarın sefere çıkacağınızı işittim, sizi uzun süre göremeyeceğimi biliyorum. Bu nedenle sizi son kez görmek istedim." Sarı Çiyan'dan bahsetmedim. Onun cezasını kendim veriyordum. Hem, bu kadar küçük bir olay için ispiyoncu olmak hoş olmaz. Mehmet, hafifçe gülümsedi ama gözleri hâlâ düşünceliydi. Dirseklerini kolçağa dayadı, parmaklarını birbirine kenetledi. "Son kez görmek mi?" diye sordu, başını yana eğerek. "Sefere çıkıyorum diye öyle mi diyorsun? Yoksa bir daha buraya çağırılmayacağını mı düşündün?" Ne demem gerektiğini bilemedim. Yalnızca gözlerinin içine bakarak gülümsedim. "Yüce Padişahım, ne haddime. Sadece sefere giden her asker gibi sizin de uğurlanmayı hak ettiğinizi düşündüm." Kaşlarını hafifçe çattı ama gözlerinde keskin bir ifade yoktu. Sanki düşünceleri başka bir yerdeydi. Sonra başını salladı, ellerini çözdü ve sırtını koltuğa yasladı. "Uğurlamak mı? Peki, nasıl uğurlayacaksın?" Bu bir sınav mıydı? Yanıtımı tartıyor muydu? Ses tonunda hafif bir alay sezdim ama asıl niyetini anlamak güçtü. "Size dualarım ve iyi dileklerimle, hünkârım." Gözleri kısıldı, dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme vardı. "Dualarını esirgemeyeceğini bilirim, Kayra. Ama senin uğurlaman biraz daha... özel olabilirdi, değil mi? Sonuçta, benimle görüşmeyi talep etmeden de dua edebilirdin."
GAYRİMEŞRU PRENSES by kayipyazar13
55 parts Complete
Gayrimeşru bir prensesten kraliçeliğe gidilen meşakkatli bir yol... En büyük varisi ölen kral, kızını öldürmeye çalışan küçük oğlunu sürgün ediyor, eşi kraliçenin ise bütün haklarını elinden alıyor. Yıllarca halktan ağıza alınmayacak sözler işiten prenses gün geliyor o saraya hakettiği ünvanı almaya gidiyor. Lanetli olduğunu söyleyenler, annesini büyücüklükle itham edenler ve türlü türlü suikast girişimlerinin ardından hakkı olan tacı kazanıyor. Omuzları yukarıda, başı dik ve istikrarlı. Beatrice her zaman pusuda. 🏹🏹🏹 "Prensesi koruyun!" Muhafızlarımın bağırışlarıyla at arabamdan başımı çıkardım. "Neler oluyor?" İçlerinden biri titreyen parmaklarıyla ağaçların arasından arkasındaki on beş kılıçlı adamla fırlayan adamı gösterdiğinde gelene baktım. İlk gördüğüm şey bir şahin kadar delici bakışları oldu. Vahşi çehresinde gözlerim gezindi. Sol şakağından yanağına inen derin bıçak yarası vardı. Kim yaptıysa gözünü ıskalamıştı. Yazık. Yeleğinden çıkardığı bıçağı elinde ustalıkla döndürerek bana doğru nişan aldı. Korkuyla gözlerimi açtım. Yüzümün yanına, at arabamın tahta kapısına saplanan bıçak saplandığı yerde titrerken içime dolan öfkeyle bana suikast düzenleyen adama baktım. "Prenses Hazretleri," dedi tükürürcesine. "Benimle geliyorsunuz." Kapıyı açıp uzun eteğime inat arabadan atladığım gibi tahta kapıya saplanmış bıçağı çekip çıkarttım. Kollarını göğsünde kavuşturarak sırtını arkasındaki ağaca dayadı. Bana küçümseyerek baktı. Onun yaptığı hareketleri taklit ederek, fakat daha büyük bir ustalıkla, bıçağı elimde döndürdüm ve nişan alarak fırlattım. Onun aksine ıskalamamış, kulağının hemen dibine, ağaca isabet ettirmiştim. Yanağına yaslı duran bıçağa yan gözle baktı. Onu alayla süzdüm. "Gel ve al korkak!" #1 kraliçe
You may also like
Slide 1 of 10
Bir Erik Meselesi cover
Cariye'nin İkinci Hayatı cover
Bana Aitsin (Tarihi aşk serisi 1) cover
Osmanlı Tarihi  cover
Geceyi Yaran Kadın •FSM | Yenileniyor  cover
MAL-İ HÜLYA  cover
Namus Müşkülü cover
GAYRİMEŞRU PRENSES cover
Dük ile Beş Çayı cover
MAYIS GÜNEŞİ (tamamlandı) cover

Bir Erik Meselesi

23 parts Ongoing

"Bey bir şey demeyecek misin, Ne oldu, Ne kararı alındı?" Dedemin bakışları ben dışında tüm aile üyelerinde gezindi. Baktığı herkes yerinde kıpırdanırken ben bakmadığı halde kıpırdanıyordum. En sonunda ise tekrardan babaanneme döndü ve dudaklarını araladı. "Karar alındı. Barış sağlanacak. Biz o aşiretten bir kız alacağız ve onlarda bizden bir kız alacak." Ben rahatlamamız gerektiğini düşünürken, ortam daha da gerilmişti. Sebebini anlayamıyordum. İki aşiret aralarında düğün yapıcaktı işte. Ben umuyorum ki gönlü olan kişiler evlenir. Ortamdaki sessizlik dedemin sesi ile kesildi. Ama sanki o sessizlik artık çok daha bir sessizlik gibi geldi bana. Ölüm sessizliği gibi. "Ahter'i yarın akşama hazırlayın, Şahkar aşiretinin ağası, Ares Şahkar Yarın istemeye gelecektir." Hayır. Barış sağlansın diye her şeyi yapamazdım. Kesinlikle yapamazdım. Ben yapamazdım.