DÖNENCE

DÖNENCE

  • WpView
    Reads 24,815
  • WpVote
    Votes 3,518
  • WpPart
    Parts 24
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Oct 8, 2023
Henüz bebekken evlatlık verilen Sare Yılkı bunu bilmeden yıllarca zor bir hayat yaşar. Üniversiteyi kazanmasıyla kendine yeni bir hayat kurmak için ailesinden tamamen ayrılır ve Ankara'ya yerleşir. Yeni bir hayat kurmak ister evet ama geçmiş, boynuna çöreklenmiş zehirli bir yılandır. Bir gün geçmiş üst katına bir adam yollar. İşte Dönence'nin notaları ilk o gün yazılır. Bu adam aslında onun hayatına gerçek ailesi tarafından sokulmuş biridir. Bir oyun kurulur. Her şey hesaplanır, sonu bellidir ama bu oyuna beklenmedik bir şey dahil olur; sevda. Her şey bir gece Sare'nin kapısına bırakılan paketle başlar ve Dönence o eski gramofondan tüm Ankara'ya yayılır. Şöyle der Barış Ağabey, "Gün çoktan döndü burada ve ben, simsiyah gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum." Zihni ikiye bölünmüştü. İkileme düşmediği tek bir şey varsa o da vicdanıydı. Vicdan mahkemesi bu hayattaki en zorlu mahkemeydi. Sanığı sendin, maktulu sendin. Avukatı, savcısı ve belki de en zoru hakimi sendin. İki amaç uğruna bu yola çıkmıştı; ilk amacı duyduğu andan itibaren ona çok kutsal gelmişti. Ondan birinin canının korunması istenmişti. İkinci amaç ise duyduğu andan itibaren onu dehşete düşürmüştü. Ondan birinin canının alınması istenmişti. Bu eller ya bir can koruyacaktı ya da bir can alacaktı. İşte onun vicdan mahkemesi de böyle başlamıştı. "Geçmişim başka insanların ellerine tutuşturulmuş bir fotoğraf makinesiyle çekilmiş bir fotoğraftı, geleceğim ise benim ellerimde olan bir makineye aitti. Bir fotoğraf değil, birçok fotoğraftı. Acıyla bakan bir yüz değil, kendinden emin genç bir kadındı." ••• Kapaktaki katkılarından, hikayemde hep yanımda oluşundan ve desteğini hiç esirgememesinden ötürü canım kuşum, egmiS Gogh'uma çok teşekkür ediyorum.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • KORKUT / bxb
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • Mafyaymısmıs
  • ALİN | Gerçek Aile
  • Sirayet|Texting

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines