Kx2
  • WpView
    Reads 2,106
  • WpVote
    Votes 177
  • WpPart
    Parts 9
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Sep 27, 2025
Başkomiser Duhan ve başkomiser Kenan "Dahan" Duhan duyduğu şey ile sinirle yanındaki adama döndü. "Bir daha adımı yanlış söylersen gerçeğini unutacağın bir durumda bulursun kendini" • Savcı Kerem ve Avukat Deniz Kerem elindeki şişeyi sandalyede oturan Deniz'e uzattı. Deniz saçlarını geriye doğru itti ve Kerem'e alttan baktı "Teşekkürler savcım" İstemsizce sesi kısık çıkmıştı. Kerem sandalyede öylece oturan Deniz'i görünce dayanamamış ve kendini burada bulmuştu. "Meslektaşım adına özür dilerim." Deniz duyduğu şeyle tekrar gözlerinin dolmasına engel olamadı. Trans bir birey olduğu için deminki davasına girmemişti. Gıcık ve fazla sözü geçen bir savcıya denk gelmişti. "Özür dilemesi gereken siz değilsiniz savcım." Kerem gülümsedi. "Olsun eğer bu özür yüzündeki gülümsemeyi geri getirecekse hep özür dilerim" Deniz duydukları ile istemsizce güldü. _________________
All Rights Reserved
#135
başkomiser
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Sessiz Yemin
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Halısaha |texting
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Vatan Uğruna
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Karven
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

More details
WpActionLinkContent Guidelines