GÜNEŞ Ve AY

GÜNEŞ Ve AY

  • WpView
    Reads 29
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Aug 8, 2023
Ölmüştüm henüz daha yeni doğmak isterken. Gözlerinin gördüğüne bile emin olmadığım bir nene tarafından kurtarılmış olmanın şaşkınlığını yaşamıştım nerden bile bilirdim ki bir doğa üstü büyücü olduğunu. Ay ve Güneş tutulması sayesinde şuan nefes alıyordum. Güneş neden beni öpmüştü bilmiyordum ama kızıl saçlarım naletim olmuştu. Peki ya Ay kimin naleti olmuştu? Uçmak için kanatlarım dahi yokken aklımdan geçen herşeyin olması beni pençelerini çıkarmış bir kurtun karşısında nasıl savunulur kıla bilirdi ki? Toplumdan soyutlanmış bir kız diğer tarafta ise ailesi tarafından güçleri olmadığı için dışlanan bir erkek. Kaderleri bir yazıldığı için kızın on sekize girmeden, erkek güçleri ortaya çıkması için kızın ilk öpücüğünü çalmış. İkisininde peşinde düşmanlar var ikside kurban. ... "Onu sevmek gökyüzüne aşık olmak gibi hissetiriyor Alp. Fazlasıyla dokunulmaz, fazlasıyla uzak, fazlasıyla göz alıcı ve fazlasıyla huzur dolu. Ve ben oraya aitim. Gökyüzüne..
All Rights Reserved
#492
toprak
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • Kanlı Lordun Gelini
  • FIRTINA ZAMANI
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines