"Adım kadar ebruli bir rüya gibiydi hayat denen sahnede bendenize ayrılan yer. Evlatların kimi önümden öylece geçip gitti, kimi seyirci koltuklarını kâh doldurup kâh boşaltmakla yetindi. Kimi ise sahneme çıkıp oyundan bir renk, bir perde olmayı seçti. Perdeler belki de büsbütün başka renklerdeydi ancak her birinden ayrı ayrı yansıyan nurun ebeveyn gözlerimde bıraktığı duyum hep aynıydı, hep aynı kaldı. Hepsi evlat rengindeydi işte, bilmem ki nasıl anlatılır? Ebeveyn kalbi kadar büyük bir boya kutusu alsam, gözlerimin dünyaya açıldığı ilk andan kapandığı son ana dek değdiği tüm renkleri içine döksem ve bir güzel karıştırsam; karşısında en kudretli kelimelerin bile acze düştüğü o tarifsiz, o eşsiz, o harikulade rengi elde eder miyim?"
Ebruli üç katlı, altı daireli bir apartmandır. Yegâne görevi, evlatları bildiği apartman sakinlerini gözetleyip korumaktır. Elbet en büyük mücadelesi de onlara musallat olan iblise karşı koymaktır. İyilik ile kötülüğün savaşında kazanan mutlak bir bedel ödeyecektir. Tüm çetin savaşlarda olduğu gibi...
Sevgiye, dostluğa, aşka, aile kavramına, ihanete, yalanlara, riyâkarlığa, burnunun ucundaki gerçeği görmeye korkanlara ve kendi gerçeğini aramak için çıktığı yolda kendi kaybolanlara; "Şu duvarların dili olsa da konuşsa" dediğiniz taş duvarlardan birinin sıcacık kalbinden bakmak isteyenler için Giz Kitap'tan yayınlanmış olan ikinci romanım, haftalık bölümler hâlinde paylaşılacaktır...
Keyifli okumalar... 🙏
# Gençkurgu-- Fantastik #
# 3. Fantastik
# 1. Akademi
# 1. Büyü
# 1. Ejderha
# 1. Efsane
# 1. Elementler
# 1. Krallık
# 1.Takıntı
# 1. Savaş
# 2.Ruh
# 3. Merak
- Düşünsene, sen büyünün her şey olduğu bir dünyada, zerre kadar büyü gücüne sahip değilsin. Sen bu dünyada hiçbir şey yapmazsın. Her şeyden vazgeç gitsin. Sen doğuştan eziksin !
Cümlesini bitirdikten sonra yüzüme doğru baktı. Gözlerindeki aşağılayan bakışlarla yaptığım mimikleri izliyordu. Sağ elini kaldırıp yüzünü aşağıya yukarı doğru sıvazladıktan sonra eli yüzünde durdu. Elinin yardımıyla sağ gözünün göz kabağını havaya kaldırdı. Işaret ve orta parmağını gözünün üstüne yerleştirip göz bebeğinin iyice görmemi sağladı. Göz bebeğinin içinde bile beni aşağılayan, hor gören bir tutum vardı.
Elini yüzünden çekip gözlerini gözlerime tekrar dikti ve güçlü kahkahalar atarak gülmeye başladı. O kahkahalar attıkça içimde kopan fırtınadan haberi bile yoktu.
- Yanılıyosun ! Dedim sesim güçlü ve yüksek çıkmıştı. Yüzüne doğru baktığımda anlamsız gülümsemesi kaybulmuş şaşkın bir şekilde bakıyordu.
- Ben ezik değilim. Ben güçsüzleri korumak için kendini ateşe atmış biriyim.
****************
İçinde bulunduğum Daryon krallığı da dahil bütün dünya büyü gücü üzerine kuruluyken benim içimde hiçbir büyü gücü yoktu. Köyümüze gelen elçinin beni akademiye götürmesi ile bütün hayatım kökten değişti.
Şimdi ejderhayı ve yeni sahip olduğum güçleri kullanarak en güçlü olmak zorundaydım. Bu sayede canımdan bile değer verdiğim herkesi koruyabilecektim.