غلاف قصة allaboutshift بقلم maibutsoul
allaboutshift
  • WpView
    مقروء 3
  • WpVote
    صوت 0
  • WpPart
    أجزاء 1
  • WpView
    مقروء 3
  • WpVote
    صوت 0
  • WpPart
    أجزاء 1
مستمرّة، تم نشرها في يونـ ٠٢, ٢٠٢٢
Shifting ile ilgili bi şeycikler bi şeycikler kısaca. Tek bir şey üzerinde durmam herhalde atlarım konudan konuya. İstek ve soru alıyorummm. İyi okumalar veee iyi shiftlenmeler öpüldünüz muuah. ˚ ♡
جميع الحقوق محفوظة
قم بالتسجيل كي تُضيف allaboutshift إلى مكتبتك وتتلقى التحديثات
أو
#11dr
إرشادات المحتوى
قد تعجبك أيضاً
(Yeniden Yayında!) Yusuf yüzlü, Demir yürekli. بقلم seyma_demir
54 أجزاء مكتمِلة
3 Milyon okunmayla şimdi yeniden Wattpad'de. ....... Bu Demir yürekli Yusuf ile ürkek yürekli Erva'nın hikayesi. Demir annesi gittiğinden beri Yusuf yanını kaybetmişti. Öfke ve nefret sanki anne karnında kalbine yerleştirilmiş gibi her yanını kuşatmıştı. Kalbi intikam hırsıyla buz kesmişti. Soğuktu artık Demir. Annesi'nin oğlu değildi. Zaten onu yola getirecek, ona doğruyu gösterek anneyede sahip değildi. Şimdi eceline, annesine gidene kadar, onun rahat uyumasına yardım edecekti. Kararmış kalbi daha fazla ne kadar kararabilirdi? Onu bu hale insanlar getirmişti.... *************** Erva; Hayatı seccade ve kalemlerinin arasında gidip gelen tertemiz bir kır çiçeğiydi. Onun gözleri asla tam açılmaz, dünyayı pembe gözlüklerle görmezdi. (UMUT SERİSİ 1) Her ne kadar farkında olmasa da imtihanların en zorunu yaşıyordu. Sabır dolu kalbi hiç bir sıkıntıya isyan etmiyor, mütevazı başı asla hiddetle dikelmiyordu. Tek sırdaşı kağıtları, kalemleri ve kumaşlarıydı... Edep timsaliydi Erva. Bakan gözler ar eder, bir daha bakmaya yürek isterdi. Ama onun kendini kapattığı bir kafesi, prangalarla susturduğu umutları vardı. Umut zehirli bir yılandı. Sinsice yaklaşıp, en acı yerinden vuracaktı Erva'yı. Ama umudun panzehirini bulacaktı genç kız. O gece başına gelecekleri bilse iner miydi o bahçeye?Kurulur muydu her zaman ki salıncağına? Allah bilirdi... Ama Allah onun kaderini çizmişti, Erva'ya da ancak teslim olmak düşerdi. Yazım tarihi: Eylül 2014
SINIR |Tamamlandı| بقلم __Katre__
75 أجزاء مكتمِلة
Az önce Eylül'ün tuttuğu boşta kalan elini yeşil kalın askeri kemerinin üzerine koyup lafa girdi. " Gel ben sana espriyi göstereyim."dedi. Elini kemerinin üzerinden çekip göğsünün üzerinde yazan yazıyı işaret etti. " Bak bakalım burada ne yazıyor?"dedi sesindeki alaycı tınıyla. " Arslan."dedi karşısındaki adam kısık çıkan sesiyle. Ardından Eylül'ün yaka kartını gösterdi Toprak parmak ucuyla. "Peki burada ne yazıyor." "Eylül Arslan." "Aynen öyle." dedi Toprak başını aşağı yukarı sallayarak. Ardından elini kaldırıp yüzüğünü gösterdi. " Bu."dedi sorgulayan sesiyle. " Yüzük." Eylül'ün elini tutup kaldırdı. " Bu."dedi tekrar. Aynı cevabı aldığında ellerini indirip birbirine kenetledi. Ve tekrar kaldırıp herkesin gözüne sokarcasına konuştu. " Birleştir bakalım ne çıkacak ortaya."dedi. Ardından masaya göz gezdirip karşısındaki adama dikti bakışlarını. Birkaç saniye cevap vermesini bekleyip adamın omzundaki elini sıktı. " Evlisiniz."dedi adam fısıltıdan farksız sesiyle. " Doğru cevap." dedi Toprak alayla. Adamın omzundaki elini çekip yüzünü Eylül'e çevirdi. Birkaç saniyeliğine yumuşayan bakışlarını tekrar buza çevirip masaya döndü. Birbirlerine kenetlenmiş ellerini gösterip: " Duyduğunuz gibi biz evliyiz. Daha öncesinde bilmiyordunuz çünkü bilmenize gerek yoktu. Şimdi öğrendiğinize göre herkese afiyet olsun." dedi. Masadan yükselen hayret nidalarını umursamazken masadaki yerine ilerledi. Eylül'ün elini bırakmadan yanındaki sandalyeyi çekip:" Geç güzelim." dedi. Yanlarındaki birkaç kişi duydukları ile küçük çaplı bir şok yaşarken onların gözü sadece birbirleri üzerinde idi.
GÖLGEDEKİ SÖZ(TÖRE) بقلم esmay0268
13 أجزاء مكتمِلة
Kaçacaktım. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Ama burada kalırsam gidecek bir yerim de kalmayacaktı zaten. Kapıyı yokladım. Kilit hâlâ kapalıydı. Ama Süreyya yengemin aceleyle kapattığını, anahtarı üstünde unuttuğunu fark ettim. Titreyen parmaklarımla anahtarı çevirdim. Kapı sessizce açıldı. Ayaklarım çıplaktı. Avluya çıktığımda serin taşlar içimi ürpertti. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki sesini herkes duyacak sandım. Sokağa çıktığımda durdum. Urfa gecesi sessizdi ama tekin değildi. Bir adım daha attım. Sonra bir adım daha... Ve o an, karanlığın içinden bir ses duydum. "Elif?" Ses... Yanılmam mümkün değildi. Berzan. Adımı duymak, gecenin sessizliğini paramparça etti. Olduğum yerde kalakaldım. Kaçmak için attığım her adım, şimdi beni olduğum yere mıhlamıştı. "Berzan..." İsmi dudaklarımdan istemsizce döküldü. Gölgelerin arasından çıktı. Üzerinde koyu renk bir gömlek vardı. Yüzü her zamanki gibi sertti ama gözleri... Gözleri beni ilk defa böyle bakıyordu. Öfkeli değildi. Umursamaz hiç değildi. Endişeliydi. "Burada ne işin var bu saatte?" dedi. "Yalınayak... titriyorsun." Bir adım attı bana doğru. Geri çekildim. "Yaklaşma," dedim fısıltıyla. "Lütfen." Durdu. Sözümü dinledi. Bu bile içimde bir şeyleri yerinden oynattı. "Kaçıyordun," dedi. Bu bir soru değildi. "Yine mi?" Başımı eğdim. Sessizliğim her şeyi anlatıyordu. "Eve geri dön," dedi. "Bu sokaklar senin için değil." Gülümsedim. Acı bir gülümsemeydi. "Orası da benim için değil," dedim. "Hiç olmadı."