Çalınan zamanlar,geri ileri düşüşler, paradokslar, zamana tutunmaya çalışan bir aşk ve ansızın birbirini bulan rastlantılar.
Vücudunu kaplayan soğuk terlemelerin yavaş yavaş ensesinden sırtına akışının ufak gıdıklayışı, boğazını adeta sıkan bir yumruyla gözlerini ve yumrukları sıkabildiği kadar sıkmıştı.Kulağında ona yaklaşan adımların sesi bastıkça gıcırdayan tahtadan yankılanıyordu.Nefesini dahi alabildiği kadar yavaş alıp veriyordu.Arkasına saklandığı kapı fikrine içten içe kızıyordu daha iyi bir yer bulamamış mıydı sanki ama artık geçti adımlarını dibinde hissediyordu.Adımların yerini derin derin nefes sesi almıştı aralarındaki tek engel oymalı, çiziklerle ağlarla kaplı bu eski kapıydı elini oraya koyduğundan adı kadar emindi içini kaplayan karanlığın azaldığını hissediyordu nedensizce ve tanıdık bir yakınlık hissediyordu ta ruhunun derinliklerinde. İtilen kapı onu biraz daha duvara yapıştırıyordu ve duvara yaklaştıkça bunun sonunun geldiğini düşünüyordu. Birden üstündeki tüm baskı kalktı ve kendini kocaman boşluğun ortasında buldu kapıyı açılmıştı artık."Efsun.....Burdasın" ezelden beri aşina olduğu bu sesle gözlerini yavaşça araladı karşısında gördüğü aklına yenik düşmesine neden olmuştu omzunda hissettiği elle buluştu gözleri "Sakın korkma benden anlatıcam"..
𝑦𝑒𝑡𝑖𝑠̧𝑘𝑖𝑛 𝑖𝑐̧𝑒𝑟𝑖𝑘
𝐾𝑎𝑠𝑎𝑏𝑎 𝑘𝑢𝑟𝑔𝑢𝑠𝑢
O sadece kusursuzdu.
Âdem ve Havva'nın cennetten kovulmasını sağlayan yasak meyvenin vücut bulmuş hâliydi. Ya da sadece ben öyle düşünüyordum. Dövmeli vücudu, kirli sakalları ve her zaman biraz sarhoş görünen bakışlarıyla tanınırdı Uygar Duman.
Nerden bilecekti on sekiz yaşında genç bir kızın ona aşık olduğunu?
Derin bir geçmiş, iflah olmaz bir arzu ve kaçınılmazın en saf sonucuydu onlar.