ON YIL

ON YIL

  • WpView
    Reads 298,066
  • WpVote
    Votes 1,485
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadMatureComplete Thu, Jul 7, 2022
KİTAP OLACAĞI İÇİN YAYINDAN KALDIRILMIŞTIR Çoğu kişi ilk aşık olduğu anı hatırlamaz. Ben hatırlıyorum. Yedi yaşındaydım, iki dişim eksikti ve doğum günü pastamı üflüyordum. Sonra onu bir daha görmedim. Ta ki on yıl sonra ilk aşkım kasabaya dönene kadar... James Redford tehlikeli derecede romantikti, yakışıklıydı ve her kızın iyi etmek isteyeceği tramvatik bir geçmişi vardı. Lisede geçirdiğim en harika bir seneydi. James ve onun abartılı aşkı her yanımı sarmalamıştı. Masal gibi geçen bir yazın ardından yol ayrımına gelmiştik, ona veda etmek zorundaydım. İlk ve tek aşkıma. Geleceğimiz için bir karar vermem gerekiyordu ve ben her zaman kendimden çok başkalarını düşünen türde bir kızdım. On yedi yaşında yaptığım bu seçimle hayatımızdan on yıl daha çaldım. Yirmi yedi yaşında, başarılı bir boşanma Avukatıydım. Hayallerimdeki hayatı yaşıyordum. James'in hayatına da yön vermiştim. Şimdi sadece televizyondan görebileceğim yıldız bir futbolcuydu. Fakat bu seferki on yıl çok masum geçmemişti. Karşılaşmamızda romantik film tadında olmamıştı. İkimizde nefret, aşk ve ihtiras doluyduk. İkimizde kazanmaya alışkındık. İkimizde bir diğerini yaralamak istiyorduk. "Eğer gözlerine on saniyeden uzun bakarsam, seni sonsuza kadar kalbimde tutarım."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • EMPUSA MÜHÜR | VUSLAT -18
  • Moskof Tiran
  • İntihaşk +18
  • KIRMIZI DÜŞ
  • KIYI CESETLERİ +18
  • Gönül Bağı
  • YARALI HAYALLER
  • KİBRİT ÇÖPÜ
  • HAR (Tamamlandı)
  • İhtimaller Cesedi

Sessizliği dinliyordum. Seneler evvel sırdaşımken şimdi en azılı düşmanımdı. Belki huzur kollarında gizliydi fakat benim için değildi, delirdiğimi göremiyor muydu? Ben karanlığın soğuk kollarına aşık olan o kadındım. Sessizlik beni çıldırtırdı. Ben kan ve izdivaça tutsak olan o çaresiz kadındım. Sessizlik beni paklayabilir miydi? İplerini ellerimde tuttuğum bir geçmiş vardı fakat geçmemişti. Acı oradaydı, gözlerimle gördüğüm, sesini kulaklarımla işittiğim o adamdaydı. Uzandım. Dokunamayacağımı bildiğim hâlde parmaklarımı yüzüne uzattım ve "Karan," diye mırıldandım tenine bir milim kala. Dudaklarım dahi bedenimin her bir zerresi titrerken, "Beni hatırlıyor musun?" diye sordum fısıltıyla. Nefesimden nükseden acı, yüzünü yalayan hafif bir esintiydi onun için. Bakışlarımda gördüğü o karanlık, aslında onun ruhuydu fakat bilmiyordu. Bilemezdi, zira hayat en büyük kozunu bizim üzerimize oynamıştı. Yaklaştı. Her anını gözümü kırpmadan izlerken çenesini avucuma yaslayarak, "Kimsin sen?" diye sordu. Titreyen parmaklarımı yüzüne sardım, tenine sarıldım ve içim içimden çıkarken, bir damla gözyaşıyla kutladım bu acımasızlığını. Tanrı, onu özenle boyamıştı. Biliyordum, onda en değerli renkler saklıydı. Kimsenin adını dahi bilmediği, çıplak gözle göremediği tüm o renkler onda gizliydi. Göz kapaklarım titreyerek kapandı ve kirpiklerim birbirine karıştı. Zemherilerimi yeniden aralarken burnumdan sus çizgime uzanan bir sıcaklık hissettim fakat silmedim. Zira hissettiğim bu acı fiziksel anlamda beni bitirmeyecek olsaydı, ruhum diz kapaklarının üzerinde çürürdü. Başımın döndüğünü hissederken göğsüne yığıldım ve alnım sinesine hapsolmuşken, "Yalvarırım," diye mırıldandım acı içerisinde kahrolurken, "Al içimdeki bu acıyı benden, kurtar beni senden."

More details
WpActionLinkContent Guidelines