PERESTİŞ

PERESTİŞ

  • WpView
    Reads 138
  • WpVote
    Votes 27
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Aug 11, 2022
"Aynı kâğıdın arka ve ön yüzleri gibiyiz sonsuza dek beraber ama hiçbir zaman birbirini göremeyen." Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum, doğru söylüyor olabilirdi ama yalan olsa bile bu kadar isabetli yalan da söyleyemezdi. Kadının sesi, bakışları, görüntüsü asansörden indiğimden beri sürekli kafamın içindeydi zaten. O olma ihtimali beni geriyordu ama oydu resmen. "İki gece önce sana ne demiştim hatırla. 'Beni buradan kurtar, dayanamıyorum.' Hatırladın mı?" Kafamda canlanmaya başlamıştı sesi. Gerçekten oydu. "İliyyundan Eflah dilek sırası sende." Tam zamanıydı gerçekten. Kadın kafamı karıştırmıştı. Halkaya doğru yürümeye başladım. Sırası gelen ortadaki kürsü gibi bir yere geçip dileğini hem söylüyor hem kâğıda yazıp imzalıyordu. Bir nevi söz uçar, yazı kalır olayı. "Evet, dileğini alalım senden." Bir süre öylece kaldım daha sonra dileğimi yazmaya başladım, imzaladım. Kalabalığın içine baktım, Ses arkada durmuş beni izliyordu. Onunla bir süre göz göze geldim. "Dileğim yeniden bir dünya kurulması ve Cennet, Cehennem içindeki insan fark etmeksizin bu dünyada yaşamamız. İkinci bir yaşamı diliyorum."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Gözler Aynı Sen
  • ASENA
  • RUH-U REVAN
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines