



















Derler ki gözler kalbin aynasıdır. Kalbindeki saf gerçekliği gözlerine vurarak binlerce duyguyu barındırarak gösterirdi o gözler. Ama zihnin bir noktası olurdu. Kalbine dur diyecek kadar öne geçmesini sağlayan buzdan bir zihin. Benim zihnim, kalbimin üzerine inşa edilmiş devasa bir buz kütlesiydi; ne duygu sızdırırdı, ne de dışarıdan bir sıcaklık kabul ederdi. Damarlarımda akan kanın bana ait olmadığını, ismimin bir mezar taşına çoktan kazındığını bilmeden yaşamıştım. Şimdi, küllerinden doğan bir hayalet gibi, o büyük Sancaktar Hanedanı'nın kapısındayım. Elimde bir sevgi buketi değil, Ferhat Ivan Mironov'un zihnime yerleştirdiği o zehirli hançer vardı. İhtilal sessizce başlar; bir yabancıya sarıldığında onun aslında kendi kanın olduğunu fark ettiğin o sarsıcı anda gizlidir her şey. Ve en büyük ihtilal, celladın kendi kalbine yenildiği andır...
More details