Ona sordum.
Kan için, günah için.
İncileri istemedim, diğer kızların hakkında konuştuğu,
Ya da hoş mermer sarayları,
Hatta hizmetçilerin ağzından güller...
Ben narları istedim,
Karanlığı istedim,
Onu istedim.
Bu yüzden yakaladım kralımı ve kaçtım,
Ölümün topraklarına, hükmedeceğim yere
İnsanlar fısıldadı, onun beni aşağı sürüklediğini...
Sana anlatacağım, değiştiğimi, sana anlatacağım,
Dudaklarımdaki bu kırmızılığın, şarap olmadığını.
Bütün bir krallığın dışında, o sadece benim için diz çöktü.
Bana Kraliçe dedi, bana Merhamet dedi,
Anne, anne, umarım bunu anlarsın.
Bil ki, yatak sıcak ve bizim kalplerimiz üşümüş,
Bil ki, asla burada olduğumdan daha iyi olmadım.
Çiçekler gönderme anne, onları nehre atacağız,
Çiçekler ölüler için, en azından ölümlülerin söylediği bu.
Geri geleceğim, eğer kalbim buz tutarsa
Ama anne, bugün değil.
Bir varmış, bir yokmuş...
Günün birinde upuzun bal rengi saçları olan güzeller güzeli bir kütüphaneci, sıradışı bir masal kitabı okumaktaymış.
Hayatı boyunca her daim yapayalnız olan bu kadın, masal kitabında tıpkı kendisi gibi yalnızlıktan ölen bir kadına öyle üzülmüş ki kitabın başında ağlaya ağlaya bitap olmuş.
Hüzünle masal kitabının eski sayfalarını çevirirken garip bir şeyi fark etmiş.
Okuduğu resimli kitapta hikâyesine kahrolduğu karakterin çizimi tıpkı kendi yüzüne benziyormuş.
Dehşet içinde kitabı kütüphane müdürüne götürmek için ayaklandığında üst raflardan kafasına düşen bir kitap, hayatını kaybetmesine neden olmuş.
Gözlerini kapatırken ölümün ani soğukluğu tarafından ele geçirilmiş.
Yeniden gözlerini açtığında ise okuduğu masal kitabı dışında hiçbir şey hatırlamıyormuş.
Ancak onu asıl şaşırtan, yapayalnız olduğu için üzüldüğü kadının bedeninde uyanmasıymış...
Vivara Thasisa'nın...