ERİK AĞACI

ERİK AĞACI

  • WpView
    LECTURAS 157,974
  • WpVote
    Votos 36
  • WpPart
    Partes 2
WpMetadataReadConcluida sáb, jul 19, 2025
Hayat abilerim konusunda yüzüme gülmemişti belki fakat... Yaradan beni bununla imtihan etmişti. Ben her daim kalkmalıydım ve her daim dimdik durmalıydım. Çünkü insan her şeye rağmen devam etmek zorunda hisseder kendini. Devam etmezse sendeleyip düşmekten korkar. Yaşadığı onca şeye rağmen hep ileriye gitmek ister. Ama bazı yaşananlar emarelerini hep en ileriye taşır, seni hiç beklemediğin yerden vurur. Bu da senin imtihanındır. Eğer imtihanını sevmeye çalışırsan, hayatta seni sevmeye çalışır. Düşe, kalka...
Todos los derechos reservados
#92
çakır
WpChevronRight
Únete a la comunidad narrativa más grandeObtén recomendaciones personalizadas de historias, guarda tus favoritas en tu biblioteca, y comenta y vota para hacer crecer tu comunidad.
Illustration

Quizás también te guste

  • Varlığın Yokluğu
  • Sayın Savcım
  • KANLA YAZILAN KADER / GERÇEK AİLE
  • YILDIZLAR
  • Ben Bir Asker Kızıyım
  • portakal reçeli 🍊 (Düzenlenecek)
  • KARANLIK| ASKERİ KURGU
  • DİLSİZ KOMUTAN [TAMAMLANDI]
  • Geçmişin Zincirleri
  • LAKAYIT | ✔️

Depoda, ölümün ağırlaştırdığı bir sessizlik vardı. Bu sessizlik, art arda çekilen iki tetikle parçalandı. Biri benim silahımdan, diğeri onun silahından çıkan sesti. Silahlarımız birbirimize çevriliydi. Aramızdaki mesafeye rağmen, çatık kaşlarının altındaki bakışlarında bana duyduğu öfkeyi net biçimde görebiliyordum. Bu, sıradan bir öfke değildi; bedeni gergindi, çenesi öfkeyle kasılıyordu. Bana olan nefretini gizlemeye çalışmıyordu. Oysa bu nefreti hak ettiğimi düşünmüyordum. Ama yaptıklarım, onun bilmediği bir iyiliğin bedeliydi. Düşüncelerim dağılmışken, gür ve sert sesi deponun içinde yankılandı: "Yalancı! Kanı bozuk o şerefsizlerden yana olan sana nasıl inandı bu aptal kalbim... Nasıl kandı bu aptal kafam!" Sözleriyle birlikte yumruğunu göğsüne indirdi, ardından başına vurdu. Sonra silahını, göğsümle karnım arasına doğrulttu. Tereddüt etmiyordu. İstediği tek şey vardı: ölüm. Ben ise yüzüme soğuk bir ifade yerleştirip, ona istediğini vermek istercesine konuştum: "O hâlde çek tetiği. Neyi bekliyorsun? Sana da, devletine de ihanet ettiğime inanıyorsun zaten. Sana..." Cümlemi tamamlayamadan silah patladı. Mermi bedenime saplandığında nefesim kesildi. Dizlerim titredi ama yere düşmedim. Gözlerimin karardığını hissettim. Burası son olmalıydı. Onu son kez görüyordum. Elimdeki silahı tutacak gücüm kalmamıştı ama namluyu ondan ayırmadım. Başım dönüyordu; yine de dimdik durmaya zorladım kendimi. Geri adım atmadım. Onun boğazından kopan o çaresiz haykırışı duydum. Ardından bana arkasını dönüp gidişini izledim. Gitmesini... hiçbir şey söylemeden. Sonunda silah elimden düştü. Bedenim de onunla birlikte beton zemine çarptı. Nefes almak her an biraz daha zorlaşıyordu. Kurşunun açtığı yaradan akan kan, bedenimi terk ederken hiçbir şeyi geri getirmiyordu. Gözlerimin önünden her şey geçti ....

Más detalles
WpActionLinkPautas de Contenido