"Onu ilk gördüğümde zihnim parçalanmaya başlamıştı. İnanılmaz bir güç beni düşünmekten bile alıkoyuyordu." / "Bir kadın vardı. Ormanın derinlikerinde artık yalnız kaldığıma inanıyorken bir ölüm meleği gibi karşımda belirmişti. Usulca yaklaşıyordu yanıma, süzülüyor gibiydi. Yaralarımın acısı yüzünden görme yetimin bir kısmını kaybetsem de emin olduğum tek şey vardı: Bir çift göz. Ay'ın en güzel hali denilebilecek kadar parlak huzmelerini sunuyordu. Her adımında etrafın daha da soğuduğunu hissediyordum, sonrasında da hafif bir gülüş. Zihnime anlamını dahi bilmediğim bir fısıltı doluşuyordu, bir emirdi ve ona uymaktan başka şansım yoktu, ıssız bir karanlığa boğulmuştum."
Kararlı ve duygusuz olduğuna güvendiğim sesle, "Onları serbest bırakmak için ne istiyorsun?" diye sordum.
Fazla düşünmeden soruma yanıt verdi.
"Seni!"
Tek kelimelik bu cevap tam da duymak istediğim şeydi.
"Gel de al o zaman orospu çocuğu. Arkadaşlarımı da hemen serbest bırak. Onlara bir şey yaparsan senin sonunun da, temsilcin gibi olması için elimden gelen her şeyi yaparım."