Story cover for ZAAF by pantercik14
ZAAF
  • WpView
    LECTURAS 1
  • WpVote
    Votos 0
  • WpPart
    Partes 3
  • WpView
    LECTURAS 1
  • WpVote
    Votos 0
  • WpPart
    Partes 3
Continúa, Has publicado jul 26, 2022
Gözlerini açmadan önce o rahatsız edici hastane kokusunu almıştı leyla. 2 ayın sonunda bilinci yerine gelmişti. Doktorlar En yakın zamanda uyanmasını bekliyordu. 

Burnuna gelen o rahatsız edici hastane kokusu aldığında istemsizce nefes almayı bırakmıştı. Gözlerini açmak istiyor ama kendinde o gücü bulamıyordu. Hafifçe parmaklarını oynattı. Bunun farkeden biri olmuş muydu?

Ölüme bu kadar yaklaştığının farkında bile değildi!

Uyanmasını bekleyen bir adam vardı peki bu adam neden bunca zaman Leyla'nın uyanmasını beklemişti?

Alaz tek kişilik koltuk da bacak bacak üstüne atmış Leylanın gözlerini açmasını bekliyordu. 

Ve Leyla bir süre sonra kaşlarını çatıp daha sonrasında gözlerini kırpıştırmaya çalışmıştı. 

Alaz dikkatle bekliyordu. 

Ve Leyla gözlerini açtı Alaz ile göz göze geldi. Zaman onlar için çoktan durmuştu. Alaz içine derin bir nefes çektiğinin farkında bile değildi. 

Sonunda meleği gözlerini açmıştı ama ters giden bir durum vardı. 

Leyla ona tanıdık gözlerle bakmıyordu.

Bundan sonra neler olucaktı?
Todos los derechos reservados
Regístrate para añadir ZAAF a tu biblioteca y recibir actualizaciones
O
Pautas de Contenido
Quizás también te guste
CANHIRAŞ •DİLDAR•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR.... de Sevval_Alpar01
43 partes Concluida
"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.
İKİ AİLE ARASINDA  de umudun_rengi00
56 partes Concluida
Kadına baktım. Baya afetti, fıstık gibi daş daş. Bu adam, kadını nasıl tavlamış acaba? "Ne bakıp duruyorsun karıma" diye konuşan dayıya baktığımda kaşlarımı kaldırdım "Çok dikkatimi çekti" dedim, geri durmadan. "Eşref saatinde mi tavladınız? Nasıl baktı size söyleyin de biz de bir şeyler kapalım" söylediğim şeyden sonra kadın gülümseyerek bana baktı, abimse dirseğiyle kolumu dürtüyordu. Oflayarak abime baktım, dayı da kaşlarını çatmış bana bakıyordu ama umrumda değildi "ne var abi yalan mı söyleyeyim ne dürtüp duruyorsun!" Abim anında renkten renge girerken sarışın afet kahkahayı bastı. "Ay ne güzel gülüyor," yanındaki kasıntı adama döndüm "bir de sen gül bakalım dayı, yanına yakışacak mısın?" bu dediğim şeyden sonra kadın, kocasının koluna alnını yaslayıp gülmeye devam etti "Dayı diyip durma bana, teyze" Anında afalladım "teyze kim lan" şaşkınlıkla kendimi gösterdim "bana mı teyze dedi o dayı?" "Hâlâ dayı diyor!" "Seninle uğraşamayacağım" "İsabet olur" Dik dik ona baktım. "Çok gıcıksın" "Sen daha gıcıksın ve karıma bakmayı kes!" Sarışın kadın şaşkınlıkla adama döndüğünde "pes artık" dedi "inanamıyorum Miran! Çocuk sayılır o!" "Ama hayatım alacaklı gibi bakıyor?" "Belki de gelecekliyimdir" herkes bana döndü "Of hadi ama! Hani pozitif falan olursa diye şaka yaptım" "Ok" dedi, adam Gece, daha dünyaya gözlerini açtığı anda hayattan koparılmış bir çocuktu; doğduğu gün hastanede bilinçli bir şekilde başka bir aileye verilerek hiç bilmediği bir oyunun içine sürüklenmiş, hiç ait olmadığı bir ailenin yanında büyümek zorunda bırakılmıştı. Onu yalnızca kendi hırslarının gölgesinde büyütmüşlerdi Bu, sadece kayıp bir kızın hikâyesi değil... Bu, yeniden doğan bir Gece'nin hikâyesi... ✔️ Güç hırsıyla oynanan bütün oyunlar kanlıdır.
Quizás también te guste
Slide 1 of 10
CANHIRAŞ •DİLDAR•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR.... cover
Aşiyan | Texting cover
İKİ AİLE ARASINDA  cover
Mafyaymısmıs cover
züppe | texting cover
RUSKOLİK +18 cover
İzler Kalır/Gerçek Ailem cover
DENİZİN GÖZYAŞI | Yarı Texting cover
Daire 17/Evren Eren Elmalı cover
MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT cover

CANHIRAŞ •DİLDAR•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR....

43 partes Concluida

"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.