Vatana Meftun Kadınlar Serisi I
Hançer kadar keskin ve çiçekler gibi ince bir kadının hikayesi...
ASLI GÜRLER
"Ben sevemem Oğuz... Olmaz, yapamam bunu. Ben bir askerim, her geçen gün ölüme bir adım daha yaklaşırken birini sevemem, sen de sevme beni..." dedim acıyla. Dolan gözleri ile bana baktı;
"Aslı'm, yapma... Kendine de bana da acı çektirmeyi bırak artık kurbanın olayım. Ben senin asker olduğunu bile bile sevdim seni. Cesaretine aşık oldum ben senin... Ne olursa olsun asla benden seni sevmeyi bırakmamı isteme." dediğinde kendimi daha fazla tutmadım;
"Ben bir göreve gideceğim, aylarca görmeyeceksin beni. Tek bir haber dahi alamayacaksın benden. Yaralanacağım, vurulacağım hatta belki bir gün inşallah şehit olacağım. O zaman ne olacak?" dedim hışımla. Bana karşı oldukça nahif bir sesle;
"Vatan sağ olsun... Sen göreve gidersin ben seni gelene kadar beklerim isterse on yıllar sürsün umrumda olmaz. Yaralandığında bebekler gibi bakarım sana... Şehit olursan da ağzımda tek cümle olur... Vatan sağ olsun..." dediğinde artık gardımı indirmiştim... Kollarımı boynuna sardığımda o da ellerini belime koyup beni iyice kendisine çekmişti;
" Seni seviyorum Oğuz... "
" Seni çok seviyorum Aslı'm... "
.
.
.
-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-
" Yıldızını parlat, güneşini yak
Açıl ey gökyüzü, şehit geliyor
Cenneti Âlâ'yı lûtfeyledi Hak
Kat kat yarıl, yol ver, şehit geliyor"
Kitapta adı geçen kurum, kuruluş, kişi ve olayların, gerçek ile bir bağlantısı yoktur. Tamamı hayal ürünüdür.
"Benim topraklarımda ölmek için özel bir nedene gerek yok."
Mihra Elnurova, Türkiye'nin güneyinde yer alan, ufak bir Türkmen ülkesi olan Karahan'da yaşamaktadır. Sıcacık bir ailede büyüyen Mihra, hayatın sert ve acımasız yüzüyle henüz tanışmamıştır.
Ta ki ülkesinde baş gösteren iç savaşa kadar.
Ülkenin çeşitli bölgelerinden ayaklanma, silahlanma haberleri gelirken hiçbir sorun olmadığına inanarak yaşayan genç kız, bir sabah bulundukları kasabaya ülkesini ve kendi topraklarını korumak için Türkiye'den askerlerin gönderildiğini öğrenir.
Bu askerlerin arasında hayatının aşkının da olacağından bihaberdir.
Yağmurlu bir günde şarkı söyleyip kendi kendine eğlenirken çitlerin arkasından kendini izleyen Türk askeri Yusuf Agâh Demiral'ı görünce Mihra'nın kalbi o zamana dek hiç atmadığı kadar kuvvetli atmaya başlar.