|46| KARINCA ÇEMBERİ

|46| KARINCA ÇEMBERİ

  • WpView
    Reads 159
  • WpVote
    Votes 9
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Aug 3, 2022
Bana gelelim ki hakikat dağılsın. Tek bir saydamlığı kalmamışken bile yansımanı takip ederdim baba... Bilmem ki kaçı aşkın, asırlardır tükenmeyensin içimde ve kaç asrın insanlarındaki aşkın hüznü çöküyor yüreğime. Her fedai kendi cennetinden kovulmaz baba, her fedai cennete de konulmaz. Baba her fedai denilene fedai değildir ki zaten ama dinlemezsin öyle değil mi? Kasvetli havalardan alamazsın beni bilirim. O tozlu ayakkabılarımın kenarlarından başlar siyahlar küllenmeye. O kalp kurumuştur nede olsa değil mi anne? Ellerinden cam kırıkları boyunca içtiğim avuç avuç sular boğazıma kesikler atarken şimdilerde, ben yine de içerdim kana kana, kanaya kanaya. Cenneti senin avcunun çizgisidir bende. Öyle alıngandı, öyle ürkek ki gözleri kırılırdı demişsin yıllar önce. Oysa o tanıdık gece her gün içimi kavurur. "Onları susturun ki konuşabildiğimi hatırlayayım."
All Rights Reserved
#28
thewattys
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Karven
  • Sessiz Yemin
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Vatan Uğruna
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Halısaha |texting
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines