KABUK TUTMAYAN YARALAR

KABUK TUTMAYAN YARALAR

  • WpView
    Reads 907
  • WpVote
    Votes 189
  • WpPart
    Parts 8
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Sep 27, 2023
"𝐺𝑒𝑐𝑒𝑛𝑖𝑛 𝐾𝑜𝑦𝑛𝑢𝑛𝑑𝑎 𝑈𝑦𝑢𝑦𝑎𝑛 𝐻𝑖𝑠𝑙𝑒𝑟𝑖𝑚, 𝑂𝑛𝑢𝑛 𝐺𝑒𝑟𝑑𝑎𝑛ı𝑛𝑎 𝐷𝑜𝑙𝑎𝑛𝑚𝑎𝑘 İ𝑠𝑡𝑒𝑑𝑖." Zamanın kirli kumar masasında bir kader çizildi. Dönen zarların içinde iki kişinin kaderi belirlendi. Çivi ile çakılmış gibi olan bu dönen kirli kumar masasından bir kişi sağ çıkabilirdi. Sağ çıkmaya çalışan iki kişinin de yaraları sarılamadı, gün geçtikçe kanamaya başladı. Birbirlerine merhem olmak istedikçe yaraları daha çok kanadı; Kabuk Tutmayan Yaralar'a dönüştü. Kitap kapağını yapan; @harmonigraphic 'e teşekkür ederim. Tüm kurgusu bana aittir. yayınlanma tarihi; [~2022.08~]
All Rights Reserved
#152
yaralar
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • RUH-U REVAN (Askıda)
  • ASENA
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Gözler Aynı Sen
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines