Bir insanın dünyada tadabileceği en güzel, en saf sevgiydi belkide. sadece birbirine odaklanmış 2 kişi. Her gün birbirini daha çok özleyen , gün geçtikçe daha çok bağlanan bir aşktı belki de. Ama BELKİ... İşte en nefret ettiğim şey de buydu; belki lafı... kesin olmayan, her an herşeyi bitirecek olan bir laf çünkü. Ama şöyle bişey öğrendim bu aşkta. İnsanın sonunu getiren şeyin sadece belkiler olmadığını öğrendim. Bir insanın ömrünün de, inancının da , sevincini de bir insanın yalanı bitirebiliyormuş. Bana da bunu biri öğretti. Herkesten herşeyi beklediğim, ama ondan asla beklemediğim bir şeyi yaparak bana hayatın yalan olduğu öğretti sağolsun. Bir insan için herşeyi yapabilmek neymiş onda görmüştüm, onunla hayallerimizin gerçek olucagina inanmıştım ama herkes ve herşey gibi o da yalanmış. Babama anlattığım ilk sevdamdı... Nefret ettiğim, yüzüne bile doğru düzgün bakmadığım adama analttigim ilk aşkımdı ve son olarak kalıcaktı. Evlenincez görürsün diyordu ama gitti... Herşeyi, hayallerimizi, gözlerimizi, günlerimizi.... Herşeyi geride bırakıp sadece gitti. Artık sevmiyorum diyip gitti... Sevgimi yitirdim diyip gitti. Sevmiyorsun diyip gitti.. Halbuki onu ona yazacak kadar sevdiğimi bilse sevmiyor diyemezdi. Aşık olmak artık benden çok uzakta . şehirlerce, kilometrelerce, günlerce , yıllarca sürecek bir uzak değil bu. Belki sonsuz. Ama BELKİ... Gene belki dedim çünkü artık söz vermeyi sevmiyorum. Hiçbir sözün tutulmadığını anladığım zaman söz vermeyi bıraktım. Her zerresine kör olacak kadar sevdiğim adam benden gidince bıraktım söz vermeyi çünkü o da söz verirdi hep. Gitmicegine dair, başka birini sevmicegine dair. Tek aşkı olucagima dair... Ama olamadı tutamadı. Ama bende sözümü tutamadım. Benim sözüm ney miydi? Seni kimseye muhtaç etmicem ben sana , sen bana yetersin... işte ben bu sözü tutamadım. Yetemedim ben
Domínio Público