"Günaydıııın!" diye bağırdı yine. Ta kalbime işlemişti sesi. Güne onunla başlamak kadar güzel bir şey yoktu benim için bu hayatta. Odaya geldi usulca,yanağıma bir buse kondurdu ve gülümsedi. O masum gülüşten sonra çektim onu kendime,yatağa düştü. Doya doya sarıldım,kokusunu çektim içime. "Şebnem,seni sonsuza kadar seveceğim,biliyorsun değil mi?"dedim emin olarak. "Bilmiyorum Selim,sadece güveniyorum ve inanmak istiyorum sana. Çünkü bunu kimse bilemez. Ayrıca! Bende seni çoooğk seviyorum Aşkımcım. Ben aşağıya iniyorum,kahvaltı hazır. Sende soğutma giyinde gel!"dedi ve gitti yanımdan. Arkasından seslendim "Peki aşkımcım,hemen giyinip geliyorum!"
Pijamalarımı üzerimden çıkardım ve Şebnem'in bana uygun görüp hazırladığı kıyafetlerimi üzerime geçirdim. Sonra lavaboya doğru ilerledim. Elimi yüzümü iyice yıkayıp,saçlarımı düzelttim. Saç karizmanın temelidir sonuçta. :D Kahvaltımızı yaptıktan sonra ben Can ve Akif ile buluşmaya gideceğimi,ondan sonrada babamın yanına uğrayacağımı söyledim.
Bir insanı annesi bile sevmez miydi?
Annesi bile mi elinden tutmazdı?
Evet annesi bile sevmez, annesini bile elini tutmazdı...
Açelya ne annesi ne babası sandığı adam tarafından sevilmezken öz babası ortaya çıkar.
Ölüm için 18 yaşına girmeyi bekleyen Açelya... Babası için yaşama tutunur muydu?
"Yanlızlığın bedeli benim açımdan delirmekti..."