KANAYANLARIN AKDİ

KANAYANLARIN AKDİ

  • WpView
    Reads 197
  • WpVote
    Votes 14
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Feb 24, 2023
Dünya üzerinde gerçekleştirilen her eylem birer zincir gibi bağlanıp bir diğerini etkilerdi. İnsanların nefes alıp verişleri, yolda yürürken ayakkabılarının bıraktığı iz bile bir sonraki olaya gebe bırakırdı olaylar zincirini. Ya da bu, Eylem'in inanmak için sıkı sıkıya tutunduğu teorilerden biriydi sadece. Etrafında dönüp kendisini izleyenleri nefessiz bırakırken belinden aşağı süzülen ve bacaklarına doğru parçalara bölünen kostümünün insanları büyülediğine inanıyordu mesela. Eteklerinin ucunun havaya çarpması sebebiyle havada süzülen toz zerrelerinin birbiriyle iletişime geçerek seyirci koltuklarında oturanlarla buluşmasıydı büyülenme anını gerçekleştiren. Fakat ilk adımı unutuyordu. Dans ederken bedeninin zarafetiydi eylemi başlatan. Ve bunu fark ettiğinde, her şey için çok geç olacaktı. Etrafı camlarla dolu bir hâlde sahnede yatarken aklından geçecekti bir iki düşünce: "Kelebeğin kanatlarını mı kırmalıydım kanamamak için yoksa onu tırtılken mi yok etmeliydim kanatları oluşmasın diye?"
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Vatan Uğruna
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Karven
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Sessiz Yemin
  • Halısaha |texting

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines