KANAYANLARIN AKDİ

KANAYANLARIN AKDİ

  • WpView
    OKUNANLAR 194
  • WpVote
    Oylar 14
  • WpPart
    Bölümler 4
WpMetadataReadYetişkinDevam ediyor
WpMetadataNoticeSon yayınlanan Cum, Şub 24, 2023
Dünya üzerinde gerçekleştirilen her eylem birer zincir gibi bağlanıp bir diğerini etkilerdi. İnsanların nefes alıp verişleri, yolda yürürken ayakkabılarının bıraktığı iz bile bir sonraki olaya gebe bırakırdı olaylar zincirini. Ya da bu, Eylem'in inanmak için sıkı sıkıya tutunduğu teorilerden biriydi sadece. Etrafında dönüp kendisini izleyenleri nefessiz bırakırken belinden aşağı süzülen ve bacaklarına doğru parçalara bölünen kostümünün insanları büyülediğine inanıyordu mesela. Eteklerinin ucunun havaya çarpması sebebiyle havada süzülen toz zerrelerinin birbiriyle iletişime geçerek seyirci koltuklarında oturanlarla buluşmasıydı büyülenme anını gerçekleştiren. Fakat ilk adımı unutuyordu. Dans ederken bedeninin zarafetiydi eylemi başlatan. Ve bunu fark ettiğinde, her şey için çok geç olacaktı. Etrafı camlarla dolu bir hâlde sahnede yatarken aklından geçecekti bir iki düşünce: "Kelebeğin kanatlarını mı kırmalıydım kanamamak için yoksa onu tırtılken mi yok etmeliydim kanatları oluşmasın diye?"
Tüm hakları saklıdır
En büyük hikaye anlatıcılığı topluluğuna katılınKişiselleştirilmiş hikaye önerileri alın, favorilerinizi kütüphanenize kaydedin ve topluluğunuzu büyütmek için yorum yapın ve oy verin.
Illustration

Ayrıca sevebilecekleriniz

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Vatan Uğruna
  • Karven
  • Sessiz Yemin
  • Halısaha |texting
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

Daha fazla bilgi
WpActionLinkİçerik Rehberi