Her gün insanlar yeni hayatlarına devam ederdi . Yetim çocuklar için bu geçerli değildi . Her insan kendi karanlığından çıkmaya çalışırdı , bazı insanlar aydınlığı olan insanlar bulup onlarla aydınlanırdı . Yetim çocuklar sessizliği sever , sessizlikte büyür . Bazıları kendi sessizliğinde kaybolur .Birbirlerine bağlıdırlar , biri yoksa diğerleri hiçtir . Hem bir aileleri olsun isterler , hem de zaten onlar birbirleriyle ailedir . Sessizlik herşeydir , önemli olan sessizlikte kendini korumaktır . Aile herşeydir aslında , dert ortağınız , evinizi paylaştığınız ,birlikte yemek yediğiniz , birlikte yaşadığınız kişiler . Peki ya herkes kendi ailesi arasında kaybolursa ? Kaybolmak , fiziksel olarak kaybolmaktan ibaret değildir , ya ruhunuz ,güveniniz , herşeyiniz ailenizde kaybolursa ? Onlar aynı ama farklı olan kişiler , toparlanacaklar mı ? Bu sekiz çocuk sessizlikleri içinde bambaşka yerlerde büyümüştür . Hayata yenilgiyle başlamış bu sekiz arkadaş bambaşka hayatlardadır , ve birbirlerini bu karanlıkta bulmak hiç kolay olmayacaktır .
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"