Aypare
  • WpView
    Reads 208
  • WpVote
    Votes 22
  • WpPart
    Parts 15
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Apr 30, 2024
Kendi kendimle konuştuğum kadar kimseyle konuşmuyorum çünkü biliyorum ki insanı en iyi anlayabilecek kişi kendisidir. İnsanı en çok ne yorar? herkes buna yaşadıkları tecrübelere dayanarak cevap verir..güvenememek, sevilmemek, aldatılmak,kandırılmak,başarısızlık.. Ben kendi tecrübelerime göre bir cevap vericek olursam sürekli savaşmak zorunda kalmak derim , kendini iyi hissetmediğinde sevdiğin birine içini dökememek ona ulaşamamak, kendimi bir görünmezliğin içinde kaybolmuşum gibi kapkaranlık yoluma sokak lambam çıksada tekrar hayatımı aydınlatsa diye umut edemiyeceğim artık.. ... Bu hikaye birbirleriyle sürekli kavga eden ama asla kopamayan insanların hikayesi ne kadar çok acı çekseler bile sevdikleri insanı ya kalplerinde ya da akıllarında saklıyorlar. Bazen bunlar onlara çok fazla acı verici olsa da bundan kurtulmak için kaçmak yerine bunları düzeltmek için bir adım atmalılar. Bir bebek ilk adımını atmadan yürümeye cesaret edemez. Cesaret bulmak içinse bir ele ihtiyaç duyacaklar işte o el ikisini birlikte tutan,yere sağlam bastıran,yalnızlık duygusunu götüren, birbirlerinin ilacı olacak iki insanın en önemli aracıdır. Güç kan bağıyla değil,yürek bağıyla gelecektir..
All Rights Reserved
#426
bilinmeyen
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • ALİN | Gerçek Aile
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • Sirayet|Texting
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • KORKUT / bxb
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • Mafyaymısmıs
  • Gecenin Ucunda |  Texting

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines