Kolye
  • WpView
    Reads 58
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Oct 5, 2022
Başlangıç tarihi: 3 Ekim 2022 "Kızım, bu kolyeyi sana vermem gereken gün geldi çattı, artık 17 oldun. Bu kolye bana 17. yaşımdan bir hatıra canım. Çok önemli birinden gelen önemli bir hediye bu kolye. Ama bana takmak nasip olmadı. Ben de sakladım. 17. yaşına kadar gizledim. Artık bu kolye sana ait. İstediğini yapmakta özgürsün. Beğendiysen tak, beğenmediysen yarın git Boğaz'ın derin sularına yolla. Ama şunu sakın unutma tatlım: Bu kolye öyle basit bir zincirden çok daha fazlası. Tekrar iyi ki doğdun, iyi ki benim canım kızım oldun." Ben Feride. Ekin Feride. Her anne gibi kızımın istikbali için ne yapmam gerekiyorsa yapacağım. Şu zamana kadar da yaptım. Ama beni yargılamayın, ben kızının iyiliğini isteyen bir anneyim. Beni hemen infaz etmeyin. Doğru bildiğim yoldan ilerlemeye devam edeceğim. Ucunda keder olsa bile. Ailemi kimsenin dağıtmasına izin vermeyeceğim. Bu da benim yeminim olsun.
All Rights Reserved
#926
ayrılık
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Sessiz Yemin
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Halısaha |texting
  • Karven
  • Vatan Uğruna
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

More details
WpActionLinkContent Guidelines