Adana'nın en büyük beyinin Behçet Karadağ'ın ölümünün kırkıncı gününde açıklanan vasiyetle ortam cenaze evi ilk günkü haline döndürmüştü.
Bu sefer ölense iki kız kardeşin zenginlik , hanım ağalık hayalleri , kocalarının beylik hayalleriydi.
Cenazesinde dahi olmayan , nefret edilen dışlanan ve tam yirmi yıldır Adana'da bile olmayan en küçük kardeşe neredeyse Adana'nın yarısı kalmıştı .
Kesit
"Soyun."
"Ahuzâr Hanımağam yapmayın , siz siz bunu bana, abime nasıl yaparsınız ?"
"Kardeşim haklı , ben istediğini yapıyorum kardeşim olmaz , o kadın bunu ona yapmayın lütfen."
Ette yankılanan kırbaç sesi tekrar duyulduğunda , iki kardeşin biri korkudan diğeri ise acıdan titredi ama ikisi de ses çıkartamadı.
Hanımağaları, onun deyişiyle onların sahibleri, konuştu sertçe,
"İkinizle de anlaştık , ikinizde kendinizi bana sattınız bir daha tekrar edersem ikinizle kalmam bütün ailenizi kölem yaparım bu son ikazım."
Yetişkin kurgudur ; şiddet, ceza , küfür bulunmaktadır. Onu bilerek okuyunuz sonra darılmayalım😚
Cinler ve insanların birbirinden nefret ettiği bu dünyada yasak bir aşkın doğuşuna hazır mısınız?
Birbirlerine yasaktılar onlar. Biri ateş biri topraktı. Ateş, toprağı yakıp kül ederdi. Ama toprak yeşerip tohum verdi. Toprak, ateşi söndürüp yok ederdi. Ama ateş büyüdü, heybetlendi.
En güçlü kavimin bir üyesi olan Araf, düşmanı olan bir ademoğluna vurulmuştu. Ateşten yaratılmasına rağmen vücudu sevdiği kadını görünce cayır cayır yanıyor, onun her sözünde kalbi yanıp kül oluyordu.
Sevdiği kadının kalbini alabilmek için her şeyi yapabilirdi. İster kolaylıkla ister zorla!
Bu aşkı durdurmaya kimin gücü yetebilirdi?
İki alemin de karşı çıktığı bu aşk için Araf savaşmaya hazırdı. İki dünyanın da sonu olacaksa varsın bu aşktan yana olsundu.
Sen insanoğlu! Bu aşkı okurken hayatının en korkulu deneyimini yaşamaya hazır ol!
+18 (kısa hikaye)