(...)
"Bile bile atladım ben o uçurumdan... Şimdi sonuçlarınna katlanmak zorundayım." dedim zar zor yutkunarak. Başımı önüme eğdim, onun yaralarla dolu eline baktım bir süre. "Ama biz bunu haketmedik! Hakeden başka kişiler var, ve hak ettiklerini alacaklar. Söz veriyorum sana, söz veriyorum sana Kartal..." Kartal hala uyuyordu. Sonra da bir not yazıp masaya bıraktım. Kartal'ın elini son kez tuttum ve kapalı gözlerine baktım.
"İntikamımızı alacağım Kartal. Ne olursa olsun. Sen bunları yaşamayı asla hak etmedin! Görüşmek üzere, görüşemezsek-"
Hıçkırıklarımı tutamadım. Kendimi odanın dışarısına attım. Kapüşonumu kafama taktım ve koşarak hastaneden çıktım.
Artık, hepimizin intikamını almak benim ellerimdeydi. Hepsi, ayrı hastane odalarında yatıyordu. Bir tek ben ayaktaydım. Yaralıydım belki, ama umurumda değildi. Çünkü insanın asıl canını yakan yarası, dışındaki değil, içindekilerdir... Ve benim içim yaralarla doluydu. Bu yaraları iyileştirmenin tek yolu, benim onların intikamımı almamdı.
Geliyorum abi, ama bu sefer intikamımı almak için! Hepimize zarar verdin, şimdi asıl zararı sen alacaksın, kardeşini gözlerin önünde kaybedeceksin. İntikamımızı almak için, yapamayacağım şey yok, sana acının en dibini yaşatacağım.
GÖZLERİNİN ÖNÜNDE BENİ KAYBEDECEKSİN! VE ELİNDEN HİÇBİR ŞEY GELMEYECEK...
(...)
Todos os Direitos Reservados