Kaybolan İdol

Kaybolan İdol

  • WpView
    Reads 476
  • WpVote
    Votes 75
  • WpPart
    Parts 7
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Dec 7, 2022
Lee Know o zamanlarda en ünlü idollerden biriydi herkes onu tanıyordu ve çoğu kişi onun hayraniydi bunlardan biri ise Han Jisung idi.Lee Know bir gün olmadık bir şekilde kaybolmuştu herkes telaşlıydı çünkü bir daha onun gelmeyeceğini söyleyenler bile vardı bunun üzerine Han Jisung bir araştırma yapmaya başladı.Han Jisung a görü kendisi Sherlock Holmes tu.Çünkü bütün bilgileri ondaydi bildiği yerlere gidip bulmaya çalışıyordu.En sonunda oda bilmediği yere gelmişti orada onun fani olduğu adamı görmüştü.O adam ise onu nasıl bulduğu için düşünüyordu ve Han Jisung un nasıl bir karakteri olduğunda düşünüyordu ve en sonunda Han Jisung onu yaşadığı şehire götürmeyi başarmıştı.
All Rights Reserved
#161
fyp
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • Aile Sırları
  • ISSIZ ADA (+18)
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • KURTBEY
  •  ABİLERİM Mİ?
  • HER KİMSEN

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines