Adın, dudaklarımı parçalayıp, yüreğime sızarken usulca; gözlerin
bin kırbaç vurdu da deli gönlüme uslanır mıyım sandın? Bin kırbaç daha vur!
Senin adını inlerken ruhum; dizginleyebilir misin içimde dörtnala koşan vahşi
atları? Asıl iplerime! Düğümlenirken saçlarına iflah olmaz kaderim; suya düşen siyah
mürekkepten farksız şimdi ellerim senin beyaz teninde. Gözlerin aydınlatırken
namussuz geceleri; ben masumum diye bağıran yüreğine sus diyebilir misin?
Sustur günahkâr dudaklarımı! Heves, ecelim ol...
14 Şubat 2015 tarihinden itibaren yazılmaya başlanmıştır.
Tüm hakları yazarda saklıdır. İzinsiz kopyalanıp, kullanmanız suç teşkil ediyor.
ÜÇ KİTABIN KURGUSUNUN BİRBİRİ İLE İLGİSİ YOKTUR. KARAKTER VE KURGULAR FARKLIDIR.
Bileklerime kelepçelerin geçirilişini izlemekten başka çarem yoktu.
Kaçış yok, bu bir tutsaklık.
(Berdel hikayesidir.)
Kitap daha fazla devam etemeyecek benim kalemimi sevdiyseniz diğer kitabıma gelebilirsiniz gureba ❤