ÇARPINTI

ÇARPINTI

  • WpView
    Reads 1,358
  • WpVote
    Votes 77
  • WpPart
    Parts 5
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Nov 11, 2015
Bazen ne kadar çabalasan da olmaz. Bazen değil hiç bir zaman olmaz. Bu her zaman böyledir, yani benim için. Elimi neye uzatsam hep bir boşluk. Uzattıkça dibe giden ulaşılmaz bir yol. Her şey değişiyor ama her şey hala aynı. Koşu bandında yürümek gibi, yürüyorsun fakat ilerlemen sıfır. Anlatabiliyor muyum ? Tam "artık her şey yolunda, ayağa kalkıyorum yavaş yavaş"derken bir de bakıyorum ki hayatın uçan tekmesiyle karşı karşıyayım. Biz tükenmişiz cidden. Zaman bizi beraberin de uçsuz bucaksız bir yola soktu. Ne geri dönüşü var, ne de çıkışı. İnsanlar birbirlerini anlamadan dinlemeden kolay olan yolu seçiyolar. ''GİTMEK'' işte bu kadar basit bir şey hayatını mahvedebiliyor. İçin paramparça bir şekilde ortada kalıyorsun. Her şey geçiyor zamanla ama sen de tükenmiş bir şekilde kalıyorsun için de ki binlerce acıyla. İşte bazen hayat her şeye rağmen güzel olmayabiliyor. Sevmek başka, sevilmek bambaşkaydı lakin değer bilen insan yoktu bu şehirde. Hep yalan dolan sözler sarmış etrafımızı. Güven ise çok başka bir şeydi. Bir kere sarsıldı mı bir daha eskisi gibi olamaz. Güven tek kullanımlıktır. Darbeler yesen de düştün mü sağlam kalkmalısın.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • RUH-U REVAN
  • ASENA
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Gözler Aynı Sen
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines