Tüm dünya her şeyden habersiz, hayatın akışına kapılmış yaşıyordu her zamanki gibi. Zaman aktıkça hayat akıyor, hayat aktıkça zaman akıyordu.
Ama bir noktada ufakta olsa bir pürüz çıkardı, değil mi?
Bu sefer çıkan pürüz hiçte ufak değildi ve tüm dünyayı etkisi altında kasıp kavuracaktı. En ücra köşelere yayılıp korku salacak olan bu pürüz tüm dünyada panik ve telaş dalgası oluşturacak, herkesi telaşa sürükleyecek ve insanları evlerinden, ailelerinden ve hatta hayatlarından bile koparacaktı belki de.
Haritanın en kıyısında köşesinde kalmış, adı ve yeri bile unutulmuş bir bölgesinde başlayacak ama son hızla tüm dünyaya yayılacaktı.
Bu pürüz, önlenemeyen bir salgındı. Adı ise "Disterem".
Patron, her kes onu bu isimle tanırdı, Patron.. Namı diğer Patron, beni ailemden almıştı, kafesimden çıkmayı başarmıştım ama, yeni kafesime girmiştim. Yeni ve eskisini özleten kafes, o acımasızdı, o gaddardı ve hiç bir şey umurunda olmazdı...