Ölüm ve yaşam arasında bir çizgi. Şafak vakti geldiğinde ölüm, onların sonu olacaktı belki de. 4 Ajan şafak vakti geldiğinde bir görevi tamamlayacaktı. 4 Seri katil şafak vakti geldiğinde ölüm için bekliyor olacaktı. Bu dünya onlara muhteşem bir hayat sunmadı. Deniz Açılay Ateş, Yankı Gece Ateş, Barla Goldberg, Oğuz Gece Kılıç. Ölüme her zaman yakındılar. Artık daha yakın. Ege Özdemir, Alev Mia Dinç, Barkın Seçkin, Mira Seçkin. Hayallerine her zaman uzaktılar.
Ölümden korkanlar ölüme terk edilirdi. Bizim oyunumuzda kural buydu. Herkes en büyük korkusuyla yüzleşmeye mahkumdu. Bu oyun da savaşmak, çabalamak zorundasınız. Her şeyin bir bedeli olduğu gibi hu oyunda kaybeden olursanız bedelini ödersiniz. Canınızla, hayatınızla, zaaflarınızla ve korkularınızla.
Burası İstanbul, bir çok acının ve mutluluğun şehri:) Kendinden emin bakışlar, derin yaralar, dikiş izleri ve geçmişin açtığı yaralar. Duygular yasaktı, bir seri katil kurbanını öldürebilecek kadar hissiz olmalıydı. Sadece öfke, hırs ve nefretten oluştuklarını sananlar; Sevgiyi, aşkı ve mutluluğu hiç tatmamıştı... Ne demek olduğunu bile bilmiyorlardı.
Yakamozlar her ayağa kalktığında bir ağıt, bir afet kopar.
Karanlığa mahkum olanların savaşı başlıyor. Sessiz ama büyük çığlıklar, haykırışlar. Ve geçmişin izleri...
Bu bir savaş hikayesi, bir varoluş hikayesi.
"Bu avına âşık olan bir avcının skandalı değil... Hâkeza sen aslanın pençesine düşmüş zarif bir ceylan değilsin; kurdun inine düşmüş bir kuzu da değilsin." diye fısıldadığında, sıcak nefesi sus çizgime çarptı. Kül kokan parmaklarının tersi şakaklarımdan aşağıya doğru yavaşça sürtünüp, kirpiklerime takılmış uzun perçemlerimin bir tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Sen sürüsü olmayan bir kar leoparısın, ben de seni yamacında saklayan uçurum."
•
•
•
*Kurgunun bütün hakları bana aittir! En ufak bir çalıntı durumunda, gerekli işlemler başlatılacaktır.