My Everything l Tom Hiddleston & Ben Barnes
Londra, hayalleri yaşatan değil; onları acımasızca yutan bir şehirdi.
Kanada, İspanya ve Amerika arasında savrularak büyüyen göçebe bir ruh... Yetenekli dansçı Brittney Peroš için bu puslu şehir, sadece sıradan bir doğum günü kaçamağı olmalıydı. Ta ki tesadüfen tanıştığı bir yabancı, onu hayatının en büyük kumarını oynamaya ikna edene kadar.
Kendini bir anda Elit'e takımının seçmelerinde bulan Brittney için Londra, artık kaçamayacağı karanlık ve acımasız bir labirentti. Klasik balenin kusursuz asaletini sokak kültürünün kural tanımaz isyanıyla harmanlayan; balerinler, break dansçılar ve hip-hop ruhunun aynı sahnede çarpıştığı bu ekibin tek bir hedefi vardı: Dünyanın en acımasız ve elit dans arenası, The Apex Invitational.
Ancak Amerika'daki o destansı dünya finaline giden yol, önce İngiltere'deki zorlu ulusal elemelerinden sağ çıkmayı gerektiriyordu. Dahası; eriyen birikimlerin, bürokratik çıkmazların ve zehirli bir tutkunun boğucu gölgesine rağmen ayakta kalabilmeyi...
O, kendi içindeki "Kırık Porselen" ile yüzleşmeye çalışırken, hayatını geri dönülmez şekilde değiştirecek iki sarsılmaz güçle tanışır: En karanlık, en çaresiz anlarında ona maskesiz bir sığınak, yaralarını saran koruyucu bir liman olan Benjamin Barnes. Ve Londra'nın o ulaşılamaz sanat dünyasının kapılarını zekâsıyla ardına kadar açan; stratejik, tehlikeli ve karşı konulmaz bir ateşe sahip Tom Hiddleston.
En büyük sınavını Royal Opera House'un o devasa, nefes kesici sahnesinde verecektir. Çünkü bu sahne sadece Apex biletini değil; boynuna sıkıca dolanan bürokratik vize krizinden kurtulması ve bu acımasız şehirden sınır dışı edilmemesi için kazanması gereken hayati bir savaşı temsil etmektedir. Londra'da tutunmak ve hayatta kalmak için oynayabileceği tek bir oyun kalmıştır: Düşmek.
"Kusursuzluk bir yanılsama, gerçek sanat düş