Lady Dimitrescu Solaris

Lady Dimitrescu Solaris

  • WpView
    Reads 456
  • WpVote
    Votes 48
  • WpPart
    Parts 19
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Nov 15, 2023
Hayat herkese adil davranmaz. O çok küçük yaşta farkına varmıştı. Aslında bugün olduğu kadını küçük yaşta yaşamaya başladığı şeyler yaratmıştı. Yine o uçurumun başındaydı ve yine hayatını değiştirecek bir karar alıyordu. Ölüm ya da yaşam. Hayır, bu karar onun için kolaydı çünkü yaşamaktansa her zaman ölmeyi yeğlerdi. Ama yaşıyordu işte nefes alıyordu. Jartiyerindeki hançerinin soğuğu bile yaşadığının kanıtıydı. Çünkü o buydu. O Leydi Dimitrescu Solaris'ti. Ne yaşarsa yaşasın, kimi kaybederse kaybetsin ya da ne kadar canı yanarsa yansın yaşamaya devam ederdi. Savaşçı tarafının pes etmeye niyeti yoktu. Peki ya diğer tarafı? Bütün o acıları çeken, kayıpları yaşayan, o aşkı delicesine yaşayan o çocuk tarafı ne olacaktı? Dimitri acılarını, yaşadıklarını oraya gömebilir ve bastırabilirdi ama bastıramadığı tek şey o adama hissettiği aşktı. William James Dechart'a olan aşkı. İlk aşkı... Uçurumun kenarındaydı ve alışkın olmasa düşebilirdi ama umrunda değildi. Denize bakıp derin bir nefes çekti ve arkasında duran kasvetli eve doğru yürüdü. Salonun girişindeki aynaya baktı. Yüzüne kan sıçramıştı. İçeri girdi ve onu bekleyen kalabalığı gördü. Herkes oradaydı ve onunla birlikte savaşmak için Dimitri'nin emrini bekliyorlardı. Aralarında bir kişi eksikti. Savaşın sebebi burada değildi. Çünkü savaş o kaçırıldığı için bizzat Dimitri tarafından birazdan çıkarılacaktı. Derin bir nefes aldı ve dik duruşunu düzeltti. Onun en sert ve vahşi sesi ortaya çıktı ve sakinliğini korumaya çalışarak "Onu bulun! Bütün şehri alt üst edin ve onu bulun yoksa yapacaklarımdan ben sorumlu olmam." dedi. Derin bir nefes daha çekti ve bu sefer daha sert ve bağırarak " Bana onu getirin! " dedi.
All Rights Reserved
#36
suikast
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • Mafyaymısmıs
  • Sirayet|Texting
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • ALİN | Gerçek Aile
  • KORKUT / bxb
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines