Ruth, gözlerini açtığında soğuk camın üzerinde yatıyor. Hafızası silinmiş, geçmişi karanlıkta kalmış. Sadece yanında uyanan yabancı yüzler... Hiçbiri nerede olduklarını, neden burada olduklarını bilmiyor. Cevap yok.
Bir ada ve görünmez ellerin kurduğu ölümcül bir oyun. Fakat çok geçmeden anlıyorlar: Bu yerden kurtuluş yok. Kaçış yok. Kurallar belli - ya hayatta kalırsın ya da yok olursun. Adanın derinliklerinde gizlenen karanlık güçler, görünmeyen gözler ve onları izleyen bir irade... Burada her şey bir sınav: açlık, korku, ihanet ve tanrıların acımasız merakı. Kaçmaya çalışan ölür, duran kaybolur. Geriye sadece savaşmak kalır - hem adaya, hem birbirlerine, hem de içlerindeki karanlığa karşı.
Ve onlar, kim olduklarını hatırlamadan, kaderin seçtiği kişiler olduklarını fark ediyorlar.
Ama Tanrılar yalnızca birini istiyor.