KALP SANCIM

KALP SANCIM

  • WpView
    Reads 28
  • WpVote
    Votes 9
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Feb 5, 2023
Hayatını nasıl geçirmek isterdin? Oturup altın tepside önüne bir gelecek sunulmasını bekleyerek mi? Yoksa her şeye rağmen düşe kalka da olsa kendi çabanla ayakta durarak hedeflerine durmadan emin adımlarla ilerlemeyi mi? Ben ikincisini seçtim. Zor olanı ve aslında en keyifli olan yolu seçtim. Hayatta hiçbir şeye oturduğun yerden sahip olamayacağının bilincinde olarak büyüdüm ve bu düşünce ile yılmadan yıkılmadan savaştım. Doktor olmanın hayali ile yandım. Çalıştım ve oldum. Hayatımda her şeyi planlamış ve hedeflerimin hepsini belirlemiştim. Her şey planlarıma uygun giderken tüm benliğimi sarsabilecek duygunun yokluğundan bir haberdim. Aşk ne demekti bilmiyordum. Onu bana öğretecek olan kişinin hiç beklemediğim anda en korkulu ve en üzgün hissettiğim anda karşıma çıkacağını nereden bilebilirdim? Ben planlar yaparken planların dışında bir kader olduğunu ve başıma gelecekleri ancak yaşayarak öğrenebileceğimi böylece öğrenmiş olacaktım. O yakıcı duygu, aşkın beni esir almasına izin vermeli mi? Yoksa ondan deli gibi kaçmalı mıydım bilmiyorum. Bildiğim tek şey ise hayata karşı dimdik korkmadan duran o cesur Güneş, söz konusu aşk olunca ortadan kayboluvermişti. Peki bu yakıcı hisle şimdi ne yapacaktım?
All Rights Reserved
#49
mühendis
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Halısaha |texting
  • Karven
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Sessiz Yemin
  • Vatan Uğruna
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

More details
WpActionLinkContent Guidelines