We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.
Uzayda  Zorlu Anlar

Uzayda Zorlu Anlar

  • WpView
    Reads 61
  • WpVote
    Votes 4
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Feb 22, 2015
WpInfo
Fiction
Fantasy
Dünyadaki doğal kaynaklar azalıyordu . Yeni bir gezegen bulunması lazımdı ancak bizim galaksimizide bu özelli taşıyan sadece dünya gezegeni vardır. Bunun için başka galaksilere yolculuk zamanı gelmişti . Yolculuk için 10 kişi seçildi . Bunlar; -Cansu -Efe -Ayperi -Selim -Almilla -Ayhan -Serenay - Furkan -Bahar -Emir Uzay yolculuğunun başlamasına 1 saat kalmıştır ve herkes hazırdı. Uçuş başladı ! 6 saat sonra uzaya çıktılar . Cansu : Kutup yıldızına doğru 2 ışık yılı gideceğiz . Ondan sonra orda bulunan en yakın galaksi için kara delik açılacak . Orda çıkan en büyük yıldıza doğru gideceğiz . Ayperi hemen söze atıldı : Orda bulunan en büyük yıldız yeni bir galaksinin güneşi . Orada bulunan gezegenlerin bazıları çok tuhaf özelliklere sahip. Birinde elmas yağmuru diğerinde zifiri karanlık oluşmaktadır . Serenay : Furkan dikkat et ! Diye bağırdı . Furkan kontro elinden kaybetmişti .Gemi küçük hasar aldı .
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines