We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.
LAOTANG
  • WpView
    Reads 34
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Mar 13, 2023
WpInfo
Fiction
Fantasy
Dalgalı Deniz, Bu sana yazdığım beşinci mektup... Bir kez daha sana gelişim ve bu mektupla bir daha senden gidişim... Yazdıklarımı okuyor musun? Artık okuman için yazmıyorum da ondan sordum... Öyle bir işlemişsin ki içime, öyle bir tutmuşsun ki oradaki yerini; tutunmuşsum ben de sana... Artık varlığın bile yetmiyor derler ya öyle oldu, öylesine işledin işte. Gökyüzüne bakmam yetiyor. Bulutlara benzetiyorum. Çiçek topluyorum, yemek yapıyorum. Alıştığım bu hayatta sana olan muhtaçlığımı saklıyorum. Yine de içimdeki bir ses ya okursa ve onan da içi acıyorsa diyor. Yok acımasın canın. Canımın içi olmuşken acıtma canının içini... Seni seninle değil, tüm gökyüzü ve yeryüzüyle anımsıyorum. Unutmak ne mümkün ama bir umut işte... ___________________________________________ "Evet ama söz mü?" "Söz." Başımı yanağına bastırdığında gülümsüyordu. "Ne sözü?" "Deniz çocuğun okyanus sözü...''
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Tamamlandı-
  • FIRTINA ZAMANI
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines