Ellerini, sanki kalbimde sevdasının kalmadığını kabullenmiş gibi üzerimden çekti. Onun teninin yokluğu henüz şimdi bile içimi titretti fakat gözlerime dolan yaşlara rağmen gözünün en içine bakmaktan geri durmadım.
Beni titreten ona olan ve bitmesi gereken sevdamken onun parmaklarını titreten beni tamamen kaybetme korkusuydu ve biliyordum, bu gece biz birbirimizi tamamen kaybedecektik. "Söktüm attım seni," dedim gözlerimde parlayan yaşlara tezat bir gülümsemeyle. "Sana dair hiçbir şey kalmadı bende. Söküp attım. Sen de bırak artık, yoluna bak."
Kaşları derince çatılırken buz gibi suratıyla bana bir adım yaklaştı. Yüzümdeki gülümseme soldu. "Şu göğsüne her duyguyu sığdırmışsın da Füsun," dedi buz gibi bir sesle, gözümden bir damla süzüldü. "Bir vicdan yük olmuş sana."
Bir adım geri gitti ve elini bana doğru savurur gibi hareket ettirdi. Çaresizliği, aşık olduğum kahvelerine yerleşmişti.
"Füsun..." Dedi, ismim dudaklarına nakış gibi işlendi. "Ölmem sana," Dedi daha evvel ona söylediğim sözü hatırlatarak. Başı omzuna doğru eğildi ve dudaklarına acı bir gülümseme yerleşti. "Ama keşke öldürsen beni."
-Yetişkin içerik bulunmaktadır.-
All Rights Reserved