Bugün bir kere daha hatta daha güçlü
söyleyelim ki artık olan oldu.. bu çetin çelişkili yollarda... Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur diyen bir bilgeyi hatırlatırım ben kendime... Büyük felaketleri ve kurtuluş yollarını yeniden okudum, yeniden dünyaya baktım. Bu son birkaç zamanda dünyaya hep birlikte yeniden baktık değil mi? Hep birlikte ne çok yandık ...taş olduk, toprak olduk, duvar olduk, bir yürek olduk ama en çok da bir damla su olduk da yandık. Günlerdir birsürü hikayeye misafir olduk. Şahit olduk, bildik, bilmenin yük olduğunu bilerek yürüdük. 45 yaşında her şeyini kaybeden bir babanın karanlıktan korktuğunu, 18 yaşında ailesini kaybeden bir kardeşimin ben hiç böyle olacağını bilmiyordum deyişini, bir annenin 7 yaşındaki çocuğunun toprağına çikolata bıraktığını hangi kelam, hangi ses, hangi sessizlik ve hangi düğüm anlatabilir? Ben söyleyeyim, hiç birisi.... Öyle bir söz söyle ki merhem olsun diyenlere, sadece belki cevabını verenleri duyduk, öyle bir söz ki yangın da yangının ortasında kalmak da, ölüm de hakti...birgün 2500 kişi büyük salonda toplanmıştık, bir ağabeyim demişti, şuanda ayakta olanların oturanlar üzerinde hakkı vardır diye..ben o sözü hiç unutmadım...bazen kelimeyle, tek bir sesle İyileştik yine bizler...bir kap çorba bazen,bazen bir afiyet şifa olsun selamı, sarılmak ve susmak bazen, çocuklarla kahkahalara boğulmak, bazen bir köşede ağlayakalmak dolu hikayeler kaldı. ama yazılmaya devam eden iyilikler ve güzellikler de kalacak demek istiyorum. Şairim "Yas da tutabilirim, müsaitim. Fakat gönlüm dirilişten yana...
Tut ellerimizden Allah'ım Divor bende öyle diyorum
Kalan bizleriz evet ve bu enkazın altında kalan bir çok şeyi içimizde taşıyarak, toplayarak, toparlanarak yaşamak zorundayız... şiirin söylediği gibi 'Bu dert senden Allah'ım çekeceğiz naçarız...senden sana sığınır senden sana kaçarız...'