hâla ayak seslerini
duyabiliyordum..
bağırışlar , çağırışlar..
Göz açıp kapatıncaya kadar dolmuştu süre'm. Kur'an da denildiği gibi bir gece bile sürmemişti belki yaşadığım süre .Neden öldükten sonra kıymetli olurdu ki insan , belki de ben öyle sanmıştım. Yapamamıştım tutunamamıştım hayata..
Halbûki ne güzel geçmişti çocukluk yıllarım ,belki de ben öyle zannetmiştim. Öğretmenimin bana ilk sarıldığı o anı unutamadım unutamazdım zaten . O sıralarda oturduğum ilk zamanlarda hemen arkamda oturan çocuk sürekli saçımı çekip benimle uğraştığı için ilk kez kavga etmiştim onunla.
Bilemezdim ki bu çocuğun ,ilerideki kocam ve cellat'ım olacağını....
Hayatın ne getireceğini hiçkimse bilemezdi.
Yüzleştiği ihanetin sonucunda yıllarını içeride yitirmiş bir adam özgürlüğüne kavuştuğunda karşılaşacağı sürprizden habersizdi. Yıllar ondan birçok şey götürdüğünü düşünüyordu: neşesini,inancını ve merhametini. Peki gerçekten öyle miydi, karşılaştığı manzaraya kayıtsız kalabilecek miydi?
"Nasıl? Nasıl yani?" konuşurken kekelememe engel olamamıştım. Duyduklarım karşısında vücudumdaki bütün kanın çekildiğini hissediyordum.
Ben hâla duyduklarımı anlamlandırmaya çalışırken karşı tarafta polis memurunun her şeyin kontrol altında olduğunu hissettirmeye çalışan konuşması devam ediyordu.
"Kendisi ekiplerimiz tarafından karakol civarında bulundu. Üzerinde telefon numaranızın bulunduğu mektup sayesinde sizlere ulaştık. Şu an karakolumuzda, durumu iyi. Uygunsanız gelip teslim alabilirsiniz."