Ölümcül Bağ

Ölümcül Bağ

  • WpView
    Reads 2,084
  • WpVote
    Votes 50
  • WpPart
    Parts 5
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Apr 17, 2015
Dünya benim için yaşam yeri değil, ölüm yeriydi. İnsanlara baktığımda onların insan olduğunu görmezdim. Onların hepsini öldürülmeyi bekleyen bedenler olarak görürdüm. Benim için her yer ölüm. Her yer kan. Her yer çığlık. Aldığım nefeste bile kan kokusu arıyorum, sebebini bilmiyorum. Belki de hiç doğmaması gereken ölüm meleğiydim. Ben Azrail'dim. İçimdeki ölüm yerine yaşamaya çalışan bir ruh olduğumu gören tek bir kişi vardı. Kardeşim, Buğu... Ama benim Tanrı için çalıştığım yoktu. Ben yalnızca kardeşim için çalışırdım.
All Rights Reserved
#594
kardeşlik
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Aile Sırları
  •  ABİLERİM Mİ?
  • HER KİMSEN
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • ISSIZ ADA (+18)
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • KURTBEY
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines