Soyduğum muzu doğramak için kesme tahtasının üzerine bıraktım. Elime aldığım bıçakla muzu tane tane keserken arkamda hissettiğim koca sertlik anlık duraksamama yol açtı. "Şuradan gevreği alacaktım," derken ela gözler haylaz bir ışıltı yayıyordu. Sesimi çıkarmadan işime geri döndüm ve onu kalçamla baş başa bıraktım. Giydiğim şort kalçamın yanaklarını zar zor örttüğünden sadece iç çamaşırıyla bastırdığı aleti sanki kıçıma gerçekten giriyormuş hissi veriyordu. "Hay Allah nerede istediğim gevrek?" Yalandan mutfak dolabına bakınırken arkadan dayadıkça dayıyor beni çamaşırların arasından adeta beceriyordu. Bir elini belime atarak destek alırken kalçamın üzerinde aşağı yukarı kaymaya başladı. Doğradığım muzu kaseye koyup yıkadığım çilekleri doğramaya koyuldum. Sırılsıklam olan külodumu ve arkadan bana sürtünen koca aleti görmezlikten geliyordum. Bir an sonra kalçamın bir yanında başka bir sertlik daha hissettim. Kim olduğunu görebilmek için kafamı yana çevirdiğimde çoktan bana doğru eğilmiş mavi gözlerle karşılaşmıştım. Neredeyse dudağımı öpecek kadar dibime girmişti. "Hım," diye mırıldandı ve tezgaha ufak bir bakış atıp tekrar bana döndü. "Kendine kahvaltı mı hazırlıyorsun?" Başımı salladım. Ama istemsizce yutkunmuştum da. Çıplak omzuma bir öpücük kondurup sol mememi koca eliyle avuçladı. "Sana daha iyi bir teklifim var," dediği an beni hızla kendine döndürdü ve bunu avuçladığı mememle yaptı. Nefes almayı hemen kestim. Arkadan başka bir alet durmaksızın bana sürtünürken külodumun ıslaklığından nasibini almış şortumun ön tarafına kendini sertçe bastırdı. "Önce bizi doyurmaya ne dersin?"All Rights Reserved