Yazar olmak isteyen ancak daha önce hiç aşk yaşamamış bir kız, daha iyi roman yazmak için aşk duygusunu yaşamak istiyordu. Hep bir sevgi peşinde koşan kız sonunda birini yakalamıştı. Ancak o, doğru kişi miydi?
"Kabul et sevgilim ben senin için bir denekten daha fazla olmadım." Gözlerimi yere indirdim. Ona verecek bir cevabım yoktu. "Sen bana hiç aşık olmadın. Sadece kitabına aşk duygusunu daha gerçekçi kılmak için beni kullandın." Yutkundum hala gözlerine bakmıyordum. "Beni seviyormuş gibi yaptın. İnan bana sen kendini de kandırdın."
Dümdüz kandırılmak değil de kandırılmışlık gibi olmaktı bence en çok can yakan şey. Her şeyin -mış gibi olmasıydı. Seviyormuş gibi yapması, izliyormuş gibi yapması, değer veriyormuş gibi davranması. Görülen geçmiş zamandı. Evet görüyorduk ama geçmiyordu işte. Bu yüzden bu artık görülen şimdiki zamandı benim için. Kalbimde ilk yara açan kişiydi. Açmayı biliyordu da sarmayı beceremedi.
Ama benim hatamdı. Ona en büyük yaraları ben açmıştım. Elindeki kolyeyi masaya bıraktı ve kalkmadan önce son kez bakıp, son sözlerini söyledi. "Allah'a emanet ol." İyi niyetle söylenmiş bir cümle nasıl olur da bir insanın kalbine bu denli otururdu?
Arkasını dönüp gittiğinde göz yaşlarımı daha fazla tutamadım. Bu onu son görüşümdü.
Onu tanıyordum... Bir daha buraya dönmeyecekti.
Özür dilerim sevgilim. Ben gerçekten çok özür dilerim.
Asıl sen;
Allah'a emanet ol...
Ben : anneni ara.
Oğuz:ne ?
Ben: sen sinem teyzenin oğlu değil misin?
Annen onu aramanı söylüyor.
Oğuz : peki bunu o niye söylemiyor ?
Ben : şarjı bitmiş?
Oğuz : şarjı bitmişse ben onu nasıl arayacağım peki ?
Ben yazıyor...
Ben çevrimiçi...
Ben : bir dakika oha doğru?
Şarjı bitmişse nasıl arayacaksın ?
Oğuz : bu küçük detayı yeni fark etmen gözlerimi yaşarttı.
Ben : sen bana Altan altan laf mı soktun ?
Hayırlı bir evlat olup annen ara demeden arasaydın böyle olmazdı 🙃
Oğuz : şimdi de sen mi bana laf sokmuş oldun?
Ben : haspinAllah sınanıyorum herhalde , git ara ne bilim ben ya.
Laf filan da sokmuyorum ayrıca.
Oğuz : sen kimsin ?
Ben: komşunuz ?
Oğuz : komşumuz kim?
Ben : evine gelseydin bilirdin.
Oğuz :geldiğim zamanlarda oldu ama tanımıyorum seni ?
Ben : o da senin kayıbın olsun hayırsızlığı bırakıp evine uğrarsın artık belki ?
Oğuz : bu aralar sanmıyorum.
Ben : benim ruhumda hayırsızlık diyorsun.
Oğuz :hayırsız olsaydım bu vatanı korumak için canımı feda etmezdim.
Ben :ne ?
Oğuz: tek hayırsız ben değilmişim anlaşılan , komşusunun oğlunun mesleğini bilmeyen bir komşu kızı.
Ne üzücü.
Tanışalım yüzbaşı Oğuz Türk...