Huzuru Özleyince

Huzuru Özleyince

  • WpView
    Reads 1,216
  • WpVote
    Votes 126
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Mar 14, 2015
WpInfo
Fiction
Romance
Sessizce oturuyorum. Etrafta kimsecikler yok. Tamamen anı yaşamaktayım. Kimsenin olmaması düşüncesi beni daha da rahatlatıyor. Sesleri dinliyorum. Yüzümde ufak bir tebessüm. Bir anda hiçbir şey düşünmediğimi fark ediyorum. Ve huzuru tam anlamıyla yakaladığım o anda, özgürlüğü derinlerinde hissederek şu sözleri söylüyorum kendi kendime. "Duygusal değilim ben.. Hiçbir şeyi içimde saklamam. Açık sözlü davranır, olacaklardan korkmam. Kusurlarım, beni güçlendirir. Doğal davranırım ve daima cıvıl cıvılım. Zaten çevrem tarafından da bu yüzden seviliyorum. Hayatımda zorluk yok benim, her şeyin üstesinden gelebilirim. Güvenilir ve sevilen biriyim. Hiç kimse tarafından ezilmem, üzülmem."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • ASENA
  • RUH-U REVAN
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Gözler Aynı Sen
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines