VATAN KELEBEĞİ

VATAN KELEBEĞİ

  • WpView
    Reads 71,776
  • WpVote
    Votes 4,423
  • WpPart
    Parts 25
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Feb 25, 2026
Bir kelebek... Zarif, kırılgan ve kısa ömürlü. Ama bu kelebeğin kanatlarında barut kokusu, gözlerinde vatan ateşi var. Ada Beren, kod adıyla Kelebek, yıllarını ülkesini korumaya adamış özel bir timin en yeni üyesi. Sert disiplin, ölüm sessizliğinde atılan adımlar, nefes almaya bile izin vermeyen operasyonlar... Ve bir yandan, kalbinin derinlerinde sakladığı geçmişin gölgeleri. Kelebek, dağların soğuğunda, kurşun sesleri arasında kanat çırparken hem vatanına hem timine bağlanacak. Ama asıl savaş, içeride kendisiyle, korkularıyla ve güven duygusuyla. Vatan Kelebeği; dostluğun, sadakatin, aşkın ve savaşın aynı kalpte nasıl yan yana durduğunu anlatan, nefes kesen bir hikâye. "Kelebek" sadece bir lakap değildi... Bazıları için umut, bazıları için korkuydu. "Bazı insanlar vardır... Onlarla bir gün bile geçirsen, ailen olur. Bazı operasyonlar vardır... Dönünce asla eskisi gibi olmazsın."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Karven
  • Halısaha |texting
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Vatan Uğruna
  • Sessiz Yemin
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines