Yine de iç'im acı-yor. An'la'şılır bir vakıa bu. Mesken'imi kayb-ettim; sükun yerimi yani. Bir gemi üzerinde güvenle manzaraya hayran kalırken, bir ala-bora oldu. Ve ben... Engin mavi'lik'lerdeyim işte. Soğuk bir yandan, üşü-yorum. Yüz-mem gerek; yön'üm kayıp. Derman var mı uzuvlarımda? Meçhul... Az evvelki sakin'liğin, meskende güvenle bulunmanın hâli zihnime akın edi-yor, dalgalar çarparken bedenime. Eminliğin özlemi... Azığım yok. Bir nefesim; o da tüken'mekte. İşbu mes'ele, bu acı, bu çırpınış hem açık hem basit: meskenimi kaybettim. Hercümercim. Bir katre'cik göğsümde bir ummân hurûşân. Derdimi ne ummâna dökebiliyorum, çün zaten ummânın derin'liklerine çekil-mişim; ne âsumâna in'le'y-ebiliyorum, çün gökyüzü/semâ ile aramı firâk kaplamış. Yâre hâl-iderûn'um söylemek hayâl; ağyâre desem, hâl-iderûn'um (asl'en) dilime gel-miyor.
Gam:
(ﻏﻢ]) i. (Ar. ġamm) Kaygı, tasa, keder, iç darlığı
BEDEL SERİSİ 2
Biz, hayatımızla ilgili planlarımızı yaparken kaderimizin, bize hiç ummadığımız yollar çizdiğinden habersizdik.
Nazlı ve Harun.. Yıllardır birbirilerinden nefret ederken, kaderlerinin birlikte yazıldığından habersizlerdi.
Yaşadıkları yürek kırıklıklarının ardından kendi mutluluklarından umudu kesip kendilerine emanet edilen en kıymetli varlıkları için birleşti onların yolları.
BEDEL adlı hikayemdeki Nazlı ve Harun'un bazen eğlenceli bazen hüzünlü hikayesi. BEDEL'in devamı niteliğindedir.
Spiritüel #1 #2 #3...