
Ellerimdeki kanlar kurumaya yas tutmuş ve ardında yapış yapış bir his bırakmıştı. Çiğnemekten bayatlamış bir sakız misali yenilenme vakti gelmişti. Ellerimin ıslanması gerekiyordu. Kardeşimin katilini bulana kadar bu ellerin ıslak olması gerekiyordu. Bir cana binlerce can gidecek olsa da bu eller o katilin kanı ile kuruyacaktı. "İsim." dedim sessiz bir tonda. Sesim, boşluğa atılmış bir metal gibi keskin yankılandı. Adam inledi, ağlamaktan buruşmuş olan yüzüne çeki-düzen vermeye çalıştı. Dudaklarından kelimeler dökülmeden önce ağzındaki kanı tükürdü. "Ne... Ne istiyorsun benden?" Bir adım daha yaklaştım. Ayakkabım, yerde biriken kana değdi. "Ilgın Baybars." dedim. "Onu kim öldürdü?" ... "Önce bir sakin olur musun Ilgar?" Bağırış sesleri bütün evi dolduruyordu "Sana senin orada ne işin vardı diyorum." Deri koltukların önünde üstü başı dağılmış sinirli bir Ilgar ve karşısında sanki şımarık bir çocuğa bakıyormuş gibi bıkkın bir Miela vardı. "Sana görüşmeye gideceğimi söylemiştim. Nereden bileyim aynı restoran olacağını?" "Peki neden geldin? Sen her bağırışma olan yere durdurmak için gidiyor musun? Sana bu durumlarda benden uzak dur demedim mi?" "Demiş olabilirsin. Ayrıca ben orada senin sesini duydum ve emin olmak için yukarı çıktım. Haklıymışım da sendin oradaki. Ve ben gelmeseydim o adamın omzuna sıkacaktın!" "Evet sıkacaktım. İkizimi öldüren o piç karşıma geçmiş benimle alay ederken ne yapmamı bekliyordun Miela? Affetmemi mi?" "Sana onu affet demedim. Sadece o an yapacağın hat- "Sakın, sakın onu söyleme. Bunu bir hata olarak adlandıramazsın." "Ne olarak adlandıdacağım Ilgar? Bana değişeceğim dedin, söz verdin ve şimdi sözünden cayıyor musun?" "Benim sana verdiğim sözle bunun bir alakası yok Miela. Bu ilişkinin başında da sana belirtmiştim. Sen bilmeyeceksin ve ben işime devam edeceğim."All Rights Reserved
1 part