"Başak?" bu sefer hiç tanımadığım ses yankılandı. Kulaklıktan geliyordu. "Evet?" dedim bende sorarcasına. "Duyuyorsun. Güzel." dedi ve devam etti. "Ben Kıdemli Üsteğmen Alpay Adasay. Görevi sana anlattıklarını düşünüyorum." "Evet." "Anladığını da düşünüyorum." dedi net sesiyle. "Anladım." "Güzel. Şimdi hepiniz orda boş boş dikilmek yerine görevinizin başına." "Emredersiniz komutanım." Bekir ve Erman farklı yönlere giderken ben hala koridorda duruyordum. "Ben ne yapayım?" "Kafeteryaya in Başak." dedi otoriter sesiyle. "Nerede bilmiyorum ki." "Kızım sana görevi anlatmadılar mı?" "Görevi anlattılar kafeteryanın yerini değil." "Çocuk musun?" diye sorduğu sert ses tonuyla. "Bu nasıl kapanıyor?" dedim kulaklıktan bahsederek. "Haddini aşma Başak. Ben senin arkadaşın Bekir gibi biri değilim." "Onu anladık canım." dedim asansöre binerken. Hemen arkamda kalan asansörün aynasına döndüm. Saçımı biraz daha şekil verdim. "Uğraşma o kadar." dedi ses. Kulaktıkta ki ses. "Sen ne?" diyebildim sadece. "Sağına bir selam ver." dedi. Ama ses tonu sanki gülüyormuş gibiydi. Yavaşça sağıma döndüm ve köşede kamerayı gördüm. "Kameraya nasıl ulaştınız. Hem burayı nasıl görüyor?"All Rights Reserved