Gözlerimiz dakikalar boyunca birbirine kilitlenmişti. Aynadaki yansımam, benimle aynı hareketleri yapıyordu... ama onun bakışı bana ait değildi. Donuk, keskin ve insan olmayan bir şey taşıyordu içinde.
Başımı eğdiğimde o da eğildi. Bu mükemmel taklitçilik, içimde tarif edilemez bir korku uyandırıyordu.
Ve o çatlak...
Aynanın tam ortasında, sanki nefes alıyormuş gibi titreyen o çatlak, fısıldıyordu:
"Bana dokun."
Bu ses zihnime sızıp bedenimi felç ederken, parmağım kendiliğinden o karanlığa uzandı.
Dokunduğum anda dünya bir patlamayla parçalandı-
göz kamaştırıcı bir ışık ve ardından her şeyi yutan zifiri karanlık.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Çünkü bazen en büyük kabuslar, tam da bize en çok benzeyen yansımalarımızda gizlidir.
Bu hikâye, bir aynaya dokunmakla başlayan ve gerçeğin karanlık yüzüne açılan bir kapının ardındaki sırları anlatıyor.
Cesaretin varsa, içeri adım at.
All Rights Reserved